antropoloji.blogspot.com




antropoloji.blogspot.com üniversite ögrencilerince kurulmus, tamamen bilgi paylasımına yönelik ve hiç bir ticari çıkar saglamaya yönelik olmayan bir blogdur

antropoloji.blogspot.com was founded by university students, and for sharing information completely without any commercial interest to provide a platform




Lütfen arkadaş ekleyin.

Antropoloji konusunda kaynak bulmak çok zor olduğu için gerçek anlamda bilimsel bilgi içeren...

Posted by Gür Alp on 1 Haziran 2015 Pazartesi

7 Aralık 2011 Çarşamba

Türk Ailesi Antropolojisi - Çocuk Nişanlılığı




Çocuk Nişanlılığı
(Afyon Çayırbağı Köyü Örneği)


Çocuk nişanlılığı denince akla beşik kertmesi gelmektedir. Beşik kertmesi nişanlılık, birbirlerine yakın, samimi, iyi anlaşan iki ailenin karşıt cinsten çocukları olduğunda onları daha beşikteyken nişanlamalarıdır. Çok eski bir Türk geleneğidir. Hindistan ve Avustralya yerlilerinde de görülmektedir,

iki aile, çocuklarını ilerde evlendirmeye söz verirler. Böylece, geleneğin temelini söz verme oluşturur.
AFYON ÇAYIRBAĞ KÖYÜNDEKİ UYGULAMA


1980 yılında Afyon'un Çayırbağ Köyü'nde beşik kertmesi geleneğine benzer bir uygulamanın varlığını öğrenince oraya bu geleneği araştırmak üzere gitmiştik. O araştırmamızı da yavınlamıstık. Aradan 10 yıl geçti. 10 yıl sonra tekrar aynı köye giderek nelerin değiştiğini ya da değişmediğini görmek ve araştırmak üzere gittik. Bu bölüm, Çayırbağ'daki 10 yıl sonraki değişiklikleri belirtmeye yöneliktir (1990).
10 Yıl Önceki Çayırbağ'da
Çocuk Nişanlılığına ilişkin Bilgiler



Çayırbağ Köyü (Eski adı Sipsin) Afyon'un merkez köylerindendir. İlçeye 16 km. uzaklıktadır. Afyon il yıllığına (1973) göre köyün nüfusu 1421'dir. Hane sayısı ise 225'tir. Muhtardan aldığımız bilgiye göre köyün nüfusu 2300, hane sayısı ise 240 olmuştur. Afyon'a giden yol köyün ortasından geçmektedir. Bu nedenle köy en yakın merkeze yoğun ilişkiler içerisindedir. Dolmuş ve otobüsler günde iki kez köye uğramaktadır. Bu nedenle köy, dışarıya açık ve yoğun ilişkiler halindedir. Köyde Afyon'da çalışan YSE ve Çimento Fabrikası işçileri de bulunmaktadır.

Köyde elektrik var. Ortaokul yok. Sadece ilkokul var. Köyün çoğu ilkokul mezunu.

Köy, yerleşme düzeni bakımından toplu köydür. Ekonomik yönden köyde buğday, arpa, pancar, haşhaş ve meyve yetiştirilmekte, hayvancılık yapılmaktadır.

Hanelerin yarısından çoğunda TV var.

Ayrıca köyde Kuran kursu var. Bundan başka civar köylerden gelen köy çocukları için yatılı Kuran kursu var.

Çayırdağ, beşik kertmesi geleneğinin en yaygın olduğu bir köydür. Köyün birçok ailesi artık bu yoldan evlenmektedirler. Aşağı yukarı 10 yıldan beri köyde bu gelenek uygulanmaktaymış. Daha önceden yokmuş. Bu geleneğe "Yavuklu etmek, nişanlamak" deniyor. Yalnız buradaki uygulamada beşik kertmesinin değişik bir türü uygulanmaktadır. Yani çocuklar doğar doğmaz beşikte iken değil, 8-9 yaşlarından itibaren nişanlanmaktadırlar. Çocuklar ilkokul birinci, ikinci sınıftayken nişanlanmış olarak okula gelmektedirler. Erkek 17, kız 15-16 yaşına gelince evlenme gerçekleşmektedir. Evlenmede dinsel ve resmi nikâh yapılmaktadır. Resmi nikâhta yaş büyütülmesine başvurulmaktadır.
Çocuk Nişanlılığının Nedenleri



Köylülerin ifadesine göre, aynı köyden evlenmek esastır. (1) Dışardan kız almak onlara göre çok masraflı olmaktadır. Ekonomik nedenlerle köy dışından evlenilemiyor. Çünkü köy dışı evlenmelerde civar köylerden evlenildiğinde kıza başlık parası verilmektedir. Ayrıca düğün giderleri, armağan giderleri, düğüne kadar gidip gelme için ulaşım giderleri, evliliği çok pahalı duruma getirmektedir. Oysaki köy içinden evlenmelerde bu giderler azalmaktadır.

Bu temel nedenin dışında, başka köyden kız almak kolay olmamaktadır. Çünkü başka köylerdeki kız aileleri, oğlanın niçin kendi köyünden evlenmediğini, bir özürü olup olmadığını uzun uzun araştırmakta ve kızlarını vermekte istekli olmamaktadırlar. Bunun tersi de olabilmektedir. Başka köyden alınan kız, belki kendi köyünde dillenmiştir. Onun için kendi köyünde evlenememiş ve yabana vermeye razı olmuşlardır. Erkek tarafı da bu yönden yabandan evlenmek istemez.

Çayırbağ'da başlık parası yoktur. Yaşlılar, kendilerinin evlendikleri zaman köyde başlık parasının mevcut olduğunu bildirdiler. Verilen başlık da zamanın para değerine göre önemli bir miktardaydı. 5-10 bin lira gibi. Köyde 10-15 yıldan beri başlık parası kalkmış. Buna da bir köylü, başlık almayarak öncülük etmiş. Kızın ne tür giderleri varsa hepsini erkek tarafına yükleyerek kız babası başlık almamış. O zamandan itibaren bu gelenek köyde yerleşmiş. (2)

Çocuk nişanlılığının bir nedeni de, köy içinde yeter sayıda kız bulunmamasıdır. Bir rastlantı olarak köyde son yıllarda kız miktarında giderek bir azalma olmuş. Herkes de köy içinden evlenmeyi tercih ettiği için, gençler erken davranıp eşlerini seçmektedirler. Eğer erken nişanlanmazsa 17-18 yaşına gelen genç delikanlı, köyde yaşına göre evlenecek kız bulamamaktadır. Çünkü esasen az miktardaki mevcut kızlar daha önceden nişanlanmaktadırlar. Bu nedenle erken nişan yapmayan genç, köy içinden evlenememektedir. Onun için oğlu olan yaşlı köylüler, köyde doğan kızları, kendi deyimleriyle adeta kapışmaktadırlar. Bu durum Konya'da da söz konusu olmuş ve bu törenin sürekliliğini sağlamıştır. (3)

Köy içinden evlenmeyenler, yani önceden yavuklusu olmayanlar, zorunlu olarak köy dışından büyük giderler ve güçlüklerle evlenmektedirler.
Armağan Alışverişi



7-8 yaşında kızını nişanlayan aile ile erkek tarafı, çocukların büyüyüp evlenebilmeleri için birbirleriyle iyi geçinmeleri ve sürekli ilişkiler içinde olmaları gerekir, ilgili iki aile arasında bir dostluk ve dayanışmayı içeren bir töredir, işte bu ilişki yollarından birisi de, armağan alışverişidir. 8 yaşındaki bir kızın 16 yaşında evlenebilmesi için 8 yıl geçmesi gerekir. Bu kadar uzun süredeki armağan alışverişi kuşkusuz köylü için çok güç olmaktadır. Köylülere bu armağanların neler olduğunu sordum.

Köy bakkallarından birisinin (Şaban) 4 çocuğu var. Hepsi de nişanlıydı. Üçü oğlan, birisi kız. Kız 7 yaşında nişanlı. Onun söylediğine göre bir yılda nişanlı bir çocuğun ortalama gideri 10-15 bin lira. Bu sadece yiyecek bakımından böyle. Çarşıda hangi yiyecekler mevcutsa kız evine ondan gönderilir.

Şeker bayramında kız ailesine tepsiyle çerez gider (kurban bayramında mevlüt şekeri, kâğıtlı şeker, fındık, fıstık, ceviz, kestane).

Namaz, şeker bayramından iki ay önce. ikindi namazından sonra mezar ziyaret edilir, l günlük bir önemli gün. Armağan 2-3 gün kala götürülür. Bunların karşılığı olarak kız evinden kadayıf gelir. Nişan bittiğinde kıza elbise yapılır. Ayrıca ayakkabı ve eşarp, yaşmak alınır. 6-7 adet altın takılır. Bilezik takılmamaktadır.

Köydeki diğer komşuların düğünlerinde kendi nişanlı kızlarına çerez verilir. Bunu kız, arkadaşlarıyla birlikte yer. Ayrıca düğünü olan kız için onunla birlikte komşu kızlar kente, hamama gider. Bu kızlar arasında nişanlı olanların hamama gidişlerinde tüm giderlerini yavuklu ailesi (erkek tarafı) öder. Sadece hamam parasını düğünü olan öder.

Nişanlılık süresince kızın tüm giderleri erkek tarafından karşılanır. Kızın gelecekteki kaynanası onun yazlık ve kışlık giyeceğini düzer. Komşuların düğünlerinde giymesi için kıza 2-3 yılda bir özel giysi olarak kadife elbise alınır. Diğer günlerde basma vs. gibi giysiler alınır. Çayırbağda düğünler kışın yapılmaktadır.

Sürekli armağan alışverişi, başka illerimizde de görülmektedir. (4)

Civar köylerden Çıkrık'ta da ilişkiler yoğundur. Kandillerde ziyaretler yapılır. Ramazanda ziyaretler sıklaşır. Kurban Bayramında kıza şalvarlık götürülür. Yaşmak bağlamada nişanlılık etrafa duyurulmuş ve iş resmileşmiş olmaktadır. Yaşmak bağlamada oğlana bir elbise verilir (Afyon Çıkrık Köyünden bir gençten).

Armağan göndermeler son zamanlarda çok sıklaşmış ve artmıştır. Örneğin erkek tarafı dünürlerine l ayda 2-3 kez yiyecek, bir kasa meşrubat, meyve vs. göndermektedir.

Kıza giyim olarak (ayakkabı, elbise) yılda 3 takım gider. Kuşkusuz kız tarafından da oğlana karşılık gelir. Örneğin gömlek, elbise, fanila, tarak, ayna, mendil, tesbih gibi. Fakat bunlar erkek tarafının giderleri kadar değildir. Erkek tarafına daha az masraf yapılır. Fakat aileler arasında armağanlar konusunda zaman zaman anlaşmazlıklar ve küskünlükler olduğunu da köylüler belirtmişlerdir.

Köy bakkalı, dört çocuğunu da nişanlanmasının bir nedeni olarak, erken yaşta nişanlamayı bir yatırım olarak görmesidir. Çünkü ilerde sadece bir düğün gideri ile çocuklarını evlendirmiş olacağını belirtti. Bundan da anlaşılacağı gibi erken nişanlamanın ileride evlilik zamanında ortaya çıkacak ağır giderleri azaltmak gibi bir işlevi olduğudur.

Erken nişanlamanın başka bir işlevi de, eşin hazır olarak bulunmasıdır. Yani erkeğin evlenme çağı olan 17 yaşına gelince evlenememek diye bir sorunu olmamaktadır. Eşi hazırdır.
Nişan Töreni



Bakkal İdris Yılmaz'ın belirttiğine göre: Önce taraflar arasında bir söz çayı içilmektedir. Birkaç ay sonra nişan töreni yapılmaktadır. Buna "yaşmak konma" deniyor. Bu toplantıya çağrılan herkes, kız evine çay ya da şeker götürmektedir. Sigara götürenler de olmaktadır.

Nişanlanma işareti olarak sadece kıza yüzük takılmaktadır. Masraf olmasın diye erkek çocuğa yüzük takılmamaktadır. Nişanlı erkek eskiden pullu mendil taşırmış. Şimdi öyle bir şey yok. Nişana yakın komşular ve akrabalar gider. Köylüler bazen bu topluluğun her iki taraf olarak 70-80 kişiye kadar vardığını söylediler. Toplantıda çay içilir, sohbet edilir, altınlar takılır.

Erken nişanlanmanın başka bir işlevi de, erkek tarafının kız hakkında iyice güven duymalarıdır. Uzun süre müstakbel kaynana, gelecekteki gelini ile ilgilenmekte, onu iyice tanımakta, istediği gibi bir gelin olmasına çalışmakta, adeta onu yetiştirmektedir. Kız sürekli olarak gözlerinin önündedir. Namus vs. yönünden hiçbir kuşku olmamaktadır.

Başka bir işlevi ise, köydeki aileler arasında toplumsal dayanışmayı sağlamasıdır. Aslında komşu olan aileler, böyle bir nişanlılık yoluyla akrabalık ilişkileri içerisine girerek dayanışma, birlik ve uyum sağlamaktadır. (5)
Toplumsal Denetim



Nişanlanan kız ve erkek, hiçbir surette birbirleriyle konuşturulmazlar. Bu husus düğüne kadar böyle devam eder. Bu konuda köyde çok güçlü toplumsal baskı vardır. Köy içinde, yolda, tarlada birbirlerini gördükleri zaman kaçarlar. Köylüler, biz kentteki nişanlılar gibi yapmayız diyorlar. Bu konuda çok ciddi olan köylüler, nişanlı çocuklarının ilkokulda bile birlikte aynı sınıfta bulunmalarını istememişlerdir. Okul müdürüne bu isteklerini bildirdikleri zaman müdür de nişanlı kızları öğleden sonraya almış, erkek çocukları da sabahçı olarak ayırmıştır. (6)

İlkokul müdürü Nevzat Çakarşimşek, nişanlı çocuklar birlikte okurken köylülerin kız çocuklarını okula göndermediklerini görmüş ve köylülerin isteğiyle devamı sağlamak için bu yola başvurulduğunu belirtmiştir. Nişanlı olmayanlar karışık okumaktadırlar. Burada, müdürün bir anısına değineceğiz.

Okul müdürü, nişanlı çocukların birlikte okuduğu zaman bir kız öğrenciye bir bardak vererek onu doldurup getirmesini istemiş. Bir süre sonra su gelmemiş. Öğrenci elinde boş bardağı tutarak kapının önünde bekliyormuş. Müdür çocuğa niçin doldurup getirmediğini sorunca ondan, merdivenin başında nişanlısını gördüğünü, bu nedenle aşağı inemediğini söylemiş.
Akrabalar Arası Nişanlanma



Köylüler, köyde erken nişanlanmanın genellikle komşular arasında olduğunu belirtmişlerdir. Fakat akrabalar arası nişanlamanın da var olduğunu açıklamışlardır. Esasen akrabalar arasında bu konuda öncelik tanınmaktadır. Daha çok varlıklı aileler mal bölünmesin diye akrabaları tercih etmektedirler. Çayırbağı'nın yanındaki Feti Bey köyünde akraba evliliğinin çok olduğu söylenmektedir. (7)
Tarafların Uygunluğu, Denkliği



Nişanlanacak çocuklar arasında ayrıca birbirlerine denklik aranmaktadır. Bu uygunluk fiziksel yönden olduğu gibi, toplumsal yönden de söz konusudur (boyu boyuna, soyu soyuna). Yani sosyoekonomik düzey açısından aşağı yukarı denk olan aileler birbirleriyle nişanlılık yapmaktadır. Konya Bozkır ilçesinde de aynı durum söz konusudur. Dengi bir aileden kız alıp verirler. Bir yazar, "aileler, kızını kendi isteğine bırakıp davulcuya ve zurnacıya varmasını, oğlunun da ayağını yorganından çıkarmasını istemez" diyor. (8)
Evliliğin Gerçekleşmesi



Köyde nişanlananların, hemen hepsinin evlilikle sonuçlandığı belirtilmiştir (Tezcan, 1982). Şimdiye değin köyde hiçbir nişan bozulması ya da evliliğin gerçekleşmemesine rastlanmamış. Bu durumda kuşkusuz erken nişanlılığın yukarıda değindiğimiz belirli işlevleri rol oynamaktadır. Ayrıca köy oldukça dindar. Gençlerin ana babalarına saygısı çok güçlü. Dinin gençleri yetişkinlerle bütünleştirme rolü açıkça görülmektedir. Esasen evlendikleri zaman yine baba evinde birlikte oturmaktalar. Çünkü toprak, baba üzerindedir. Birlikte ekip biçiyorlar. Bu nedenle gencin ekonomik özgürlüğü yok. Bu durum da ana babanın isteklerine gencin karşı gelememesine yol açıyor. Ayrıca kızlar bakımından ileride nişanlılarını beğenmemek gibi bir durum hiç söz konusu olmamaktadır. Çünkü kadına eş seçme hakkı verilmeyen çevrelerde kızın erkeği beğenmemesi bir şey ifade etmemektedir. Kızlar ayrıca ilköğretimden sonra okumamaktadırlar. Çünkü tarımsal eylemlerde işgücü olarak rol almaktadırlar. Özellikle afyon çapalamada kızlar çalışmaktadır, Böylece ilkokul üstü öğrenime devam için dışarıya açılmayan kızların beğeni düzeylerinde bir değişme olmamaktadır. Esasen ilkokula bile güçlükle gitmektedirler. Ana baba, gençlere sahip olup evliliği yürütmektedirler. Gençler çok genç oldukları için onları birlikte oturdukları ana babaları yöneltmektedir. Herhangi bir olumsuz durumu önleyebilmektedirler. Gençler askere gitmeden evlenmektedirler. Oysaki babaları askerden geldikten sonra evlenmişler. Köyde erkek 17-18 yaşına gelmeden kimse kız vermezmiş.

Evliliğin bozulması aynı zamanda ahlaksızlık olarak nitelenmektedir. Çocukların Kuran kursunda dinsel bilgi alışları da onların dürüst oluşlarını etkilemektedir. Nitekim hırsızlık, kız kaçırma niteliğindeki toplumsal sorunlar köyde görülmemektedir. Ayrıca erken evliliğin, mutlulukta rolü olduğu belirtilmektedir. Taraflar birbirlerini sevmeseler de çoluk çocuğa karışınca evliliğin bozulması zorlaşmaktadır.

Genç nişanlı erkekler cinsel bilgileri akranlarından ya da kendilerinden birkaç yaş büyük arkadaşlarından öğrenmektedirler.

Çocuk nişanlılığının bozulmasına ilişkin herhangi bir olay olmadığı için mahkemeye intikal etmiş olay da olmamıştır.

Erken nişanlanmanın olumsuz işlevlerinden birisi, gencin fazla öğrenim görmesini engellemesidir. Çünkü erkek çocuğun 17 yaşında evlenmesi gerekmektedir. Evlendikten sonra köy dışına okumaya gitmesi çok zorlaşmaktadır. Esasen tarımsal bir yapıya sahip köyde okumaya rağbet azdır. Köyde şimdi İzmir'de üniversite asistanı olan bir genç, çocukken nişanlı olduğunu, fakat evliliğin gerçekleşmediğini belirtti. Çünkü kendini köy dışında iken köydeki ailesi tarafından kız tarafı ile herhangi bir ilişki kurulmadığı için sözleşme bozulmuş. (9)

Köyde rastladığım ufak yaştaki nişanlı çocuklara nişanlıları hakkında bir şeyler sorduğumda ya da nişanlı olup olmadığı konusunu sorduğumda hiçbir şeyin farkında olmadıklarını, utandıklarını, gülerek yanıt vermek istemediklerini gözledim. Fakat yaş ilerledikçe, özellikle kızların daha ağırbaşlı olduklarını köy imamı söyledi. (10)

Örneğin Kuran kursuna gelen nişanlı kızlar sadece kısa yaşmak değil, uzun atkı da örtünmektedirler. Arkadaşları da kendi aralarında oynarken nişanlılarla alay etmekteymişler. Köy imamı da Kuran kursunda nişanlı erkek ve kız çocuklarını ayırmış ve onlarla ayrı zamanlarda ders yapıyor.

Köy imamı, nişanlı öğrencilerin derslerinde daha az başarılı olduklarını ve bu geleneği benimsemediğini belirtti. Ayrıca bu geleneğin dinsel yönden de uygun olmadığını söyledi. Çünkü Peygamberimizin, nişanlılık devresinin fazla uzatılmaması gerektiğini, fazla uzatıldığında araya fitne girebileceğini öğütlediğini belirtti. Yani, bu geleneğin dinsel hiçbir yönü olmadığı gibi, dinsel görüşe de ters düşmektedir. (11)
On Yıl Sonraki Değişmeler



On yıl sonra yöreye yeniden gittiğimizde aşağıda belirtilen değişmeleri izledik. Köydeki kaynak kişilerimiz, terzi Bekir, ilkokul müdürü ve öğretmenler, köylüler ve bazı köy gençlerinden oluşmaktaydı.

Çayırbağ, şimdi bir kasaba olmuştur. Dört muhtarlık halinde mahallelere ayrılmıştır.

  • Nüfus 2700'e çıkmıştır.
  • Kasabaya bir ortaokul yapılmış. Fakat bir tane kız öğrenci var, o da kent kökenli. Kızlarını ortaokula göndermemektedirler. Öğrencilerin hepsi erkek. Okulda halen üç öğretmen var. Öğrencilerin başarısız olduğu söylenmektedir.
Artık tarım, yan gelir kaynağı olmuştur. Köyün % 70'i çeşitli yerlerde işçi olarak çalışmaktadır.
  • Tarımsal ürün olarak, şekerpancarı, turşuluk salatalık ve haşhaş yetiştirilmektedir. Bir miktar da sebze var. Haycancılık da önemli bir orandadır.
  • Köyde geniş aile yaygın. Oğlan babaya bağımlı. Kendi başına ayrı bağımsız bir hane açmamaktadır.
  • Değişen noktalardan birisi de, nişanlılık yaşının yükselmesidir. Kız çocuğunu beşikteyken nişanlamak azalmış. 8-9 yaştan, 10 ya da 12'ye çıkmıştır.
Konumuzla ilgili olarak değişen en önemli sorunlardan birisi de, artık nişan bozulması olaylarına ender de olsa rastlanır olmasıdır. On yıl önce hiçbir nişan bozulması olayına rastlanmıyordu. Şimdi ise bu konuda çeşitli nedenlerle nişan bozulma olaylarına rastlıyoruz. Bozulma olayına yaşmak atmak deniyor. Nişanın bozulmasına ilişkin başlıca nedenler şunlar:
  1. Kız evinin erkek tarafından aşırı istekleri.
  2. Tarafların siyasal davranış farklılıkları. Aynı partiye oy vermemek, bozulma nedeni olmaya başlamış.
  3. Kız ya da oğlan hakkında dedikodu yapılması bozulma nedeni olmaktadır.
  4. Kız ve erkeğin birbirini beğenmemesi durumunda da nişan bozuluyor.
  5. Büyükler arasında çıkarların sarsılması durumlarında.
Nişanın bozulması daha çok kız tarafından olmaktadır. Orada kız daha değerli sayıldığı için. Kız tarafı, cayma durumunda erkek tarafından aldıkları giysi, mutfak eşyası gibi şeyleri geri vermektedirler. Kızın akrabaları, erkek tarafıdan verdiği armağanları bir paket halinde götürmektedirler.

Belirttiğimiz gibi, nişan bozma olayları çok ender olmaktadır. Kız erken evlenince, hemen çocuğu olmaktadır. Eşini beğenmemeyi düşünemiyor bile. Esasen kız köy yerinde babaya bağlı olduğu için onun onayladığı bir eşi reddedememektedir.

Nişanlıların birbirleriyle görüştürülmemesi hâlâ etkin. Bu konudaki kesin denetim sürmektedir. Nişanlı iken görüşmeleri günah sayılmaktadır. Dindar bir yörede de böyle bir anlayış etkin olmaktadır.

Söz kesilme, armağanlaşma, evlenme gelenekleri aynen değişmeden sürmektedir. Önce taraflar arasında "çay içmek"le söz kesilmiş olmaktadır. Çayı içilen kız, artık okula gelmek istememektedir. Çay, kız evinde içilmektedir. İlkokul sıralarında kızın çayı içilmekte. Yani 9-10 yaşlarında çayı içiliyor. Kızlar 16-17 yaşlarında evlenmiş olmaktadırlar, ilkokuldan sonra artık evlilik beklenmektedir.

Evlenirken tarafların çarşıya çıkması arasında elbise almaya Asbap kesme denmektedir. Çarşıda erkek tarafı kız tarafına elbise alır. Ayrıca lokantalarda pide yemek âdettir.

Kız nişanlanınca, giyim kuşamı tamamen erkek tarafından sağlanıyor. Kız evine giden armağanlar, altın ve süs eşyalarından ve giyeceklerden ayakkabılardan oluşmaktadır. Ayrıca çerez ve şekerli çerez de armağanlar arasındadır. Resmi ve dini bayramlarda götürülür. Bayramlarda ayrıca kurban da götürülür.

Kız akrabasının düğününde ve bazı kandillerde de armağan götürülür. Oğlana gelen armağanlar daha azdır. Kazak, gömlek, iç çamaşırı, kolonya vs. getirilir. Fazla masraflı armağan getirilmez.

Genellikle 10 yaşında söz kesilmekte, 12-13 yaşında nişan yapılmakta, 17 yaşında evlenilmektedir.

Köyde başlık parası geleneği yok. Bu nedenle köy içinden evlenme, ekonomik açıdan da gerekli.

Başlık parası çevredeki köylerde azalmıştır. Oysaki dağ köylerinde başlık 15 milyon olmuştur. Böylece, dışarı köylerden evlilik çok masraflı olmaktadır. Üstelik, dışardan gelen kız, artık çeyiz de getirmiyormuş.

Erken nişanlılığın daha çok akrabalar arasında olduğu söyleniyor. Bu eğilim hiç değişmeden devam etmektedir. Bu konuda, kasabada görüştüğüm bir genç, Mehmet Yılmaz'dır. Kendisi 16 yaşında, Afyon Lisesi 2. sınıfta. Halasının kızı ile nişanlıdır. 13 yaşında söz kesilmiş. Nişanlısı aynı yaşta. Kız, nakış kursuna gidiyor.

Akraba evliliğinin sakıncaları anlatılıyor. Fakat çocuk yine ailesinin etkisiyle akrabası ile evlenmektedir. Bu husus da on yıl öncesine oranla değişmemiştir.

Müstakbel kaynana, müstakbel gelininin beğenmediği tarafları olursa, kızın annesine söyler ve o davranışı düzeltilmeye çalışılır.

Düğünler yine eskisi gibi devam etmektedir. Üç gün devam eden düğünler bugün gelin eve gelinceye kadar 15 milyona çıkıyormuş. Düğün giderleri arasında kızın giysileri önemli bir toplam oluşturuyor. Kadife şalvardan oluşan ve don denilen 10-15 takım giysiler, kızların çok önem verdiği armağanlardır.

Düğünün ilk günü kızlar hamama gider, ikinci gün, erkekler hamama gider. Pazar günü olan üçüncü gün ise, gelin alma günüdür. Kına gecesi Cumartesi günü yapılır. Yemekler yenir. Mevlüt okunur.

Köylüler 5 yıl nişanlı kalınca giderlerin çok olduğunu belirtiyorlar. En az 5 milyon lira harcandığını söylemektedirler. Bir köylü, oğlunun süresinin 9 yıl sürdüğünü belirtti.

Çayırbağ, fazla yenilikçi bir kasaba değil. Oldukça dindar bir halkı var. Bu eğilim hiç değişmemiştir. 10 yıl önce de böyleydi. Çocuklar, ilkokul sonrasında Kuran kurslarına gitmektedir. Erkek çocuklar, ortaokula ya da sanat okuluna gitmektedirler.

Kız öğrencilerin ilkokulda, yukarı sınıflarda devamsızlıkları artıyor. Köylü, kızının boy boşa geldiğini söyleyerek okula göndermemektedir. Bugün kasabada 2 cami imamı, l Kuran kursu hocası var.

Yatılı Kuran kursu kalkmış. Gündüzlü olmuş. Din hocaları, çocuk nişanlılığı konusuna genellikle karışmamaktadırlar. Bu konuya karşı gelen bir hoca köyden ayrılmak zorunda kalmış.

Nişanlı çocukların okulda aynı sınıfta ya da sabahçı ve öğlenci olmaları eskiden sorun olmaktaydı. Bugün aynı sınıfta olanlar için bir sorun yoktur. Kızı nişanlısı kollamaktadır. Ya da öğretmenlerin ifadelerine göre çocukların nişanlı olduğunun açıklanmama eğilimi artmıştır.
SONUÇ



Afyon ilinde çalışan ve öğrenimlerini orada sürdüren bir kısım Çayırbağlı gençler dışardan evlenmeye taraftar görünüyorlar. Böylece erken nişanlanmanın ortadan kalkacağını belirtiyorlar. Fakat onlar kendileri açısından konuya bakıyorlar. Çünkü tarım dışı gelir kaynağına ilde çalışarak sahip olduklarından, dışardan kız almanın giderlerini rahatça karşılayabilirler. Genç erkeğin bir meslek sahibi oluşu ile biraz da ailesinin katkısıyla bu işin gerçekleşebileceğini belirtiyorlar. Ayrıca evleninceye değin hazırlık da yapılabileceğini belirten bir kısım genç sadece düğün masrafıyla yabandan evlenmeye taraftar görünüyor. Oysaki köy içi erken nişanlanmalarda artık armağanların miktarı çok fazla olduğu için giderler artmaktadır. Başlık parası olmadığı halde armağanlar başlık parasını da aşmaktadır. Esasen bu durumdan köylüler de yakınmaktadırlar. Köy muhtarı, tepsi götürme ve çerez götürmeyi kaldırma girişiminde bulunarak armağan giderlerini bir miktar azaltmaya çalışmış fakat bunu başaramamış. Köylüler yine devam etmişler.

Öte yandan, köyde kendi toprağında çalışan gençler ise bu geleneğin devamında yarar görmektedirler. Çünkü geleneğin sürekliliğini sağlayan belirli işlevler ortaya çıkmaktadır. Bu işlevler:

  1. Kız azlığından ilerde evlenemeyecek gençlerin eşlerini önceden sağlamak.
  2. Namus anlayışıyla ilerde gelin olacak kızın sürekli olarak aynı köyde oluşu nedeniyle denetlenmesi, ahlaki vs. gibi yönlerden kızdan emin olunması.
  3. Akrabalık dolayısıyla malın bölünmemesi.
  4. Başlık parası vererek yabancı köyden evlenmemek.
  5. Kızın dışarıya gelin gitmesini engellemek.
  6. Köyde toplumsal dayanışmayı güçlendirmek.
  7. Tarımsal bir yörede erken evlenme ile çocuk sahibi olunarak işgüç sahibi olma isteği.
Gelenek, ülkemizin her tarafında yaygındır. Fakat toplumsal değişme sürecinde uygulanması azalmıştır. Bununla birlikte örnek olay olarak seçtiğimiz Çayırbağ köyü gibi uygulanan diğer yörelerdeki koşullar ve yukarda değindiğimiz işlevler nedeniyle geleneğin sürekliliği zorlanmış olmaktadır. Her ne olursa olsun, bireyin eş seçme olanaklarını ve özgürlüğünü çok erken yaşlara götürerek sınırlayan bu tür bir töreyi günümüzde benimsemek güçtür. Esasen koşullar değişmekte, özellikle kentsel kesimde aileler aynı yerde uzun süre oturmamakta, sık sık yer değiştirmekte ve çocukların evlenme konularında onların isteklerine yer vermektedirler.

On yıl sonra köye yeniden gittiğimizde bu konuda, fazla bir değişme görmedik. Bu konudaki tüm gelenekler aynen sürmektedir. Çünkü çocuk nişanlılığı geleneği, bazı işlevlerini sürdürmektedir. Bu işlevleri sürdüğü sürece de geleneğin ilerde devam edeceğini söylemek mümkündür.




l) M. Tezcan, "Beşik Kertme Nişanlı Geleneği...", 2. Milletlerarası Türk Folklor Bildirileri, c. 4.
2) M. Tezcan, agy.
3) A. Petekçi, agy.
4) S. V. Örnek, Geleneksel Kültürümüzde Çocuk, s. 202.
5) M. Tezcan, Beşik Kertme Nişanlı Geleneği.
6) M. Tezcan, agy.
7) M. Tezcan, agy.
8) A. Petekçi, agy.
9) M. Tezcan, agy.
10) M. Tezcan, agy.
11) M. Tezcan, agy


Türk Ailesi Antropolojisi
Mahmut Tezcan





Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/satirlarla-turkiye/16441-turk-ailesi-antropolojisi.html

Hiç yorum yok: