antropoloji.blogspot.com




antropoloji.blogspot.com üniversite ögrencilerince kurulmus, tamamen bilgi paylasımına yönelik ve hiç bir ticari çıkar saglamaya yönelik olmayan bir blogdur

antropoloji.blogspot.com was founded by university students, and for sharing information completely without any commercial interest to provide a platform




Lütfen arkadaş ekleyin.

Antropoloji konusunda kaynak bulmak çok zor olduğu için gerçek anlamda bilimsel bilgi içeren...

Posted by Gür Alp on 1 Haziran 2015 Pazartesi

7 Aralık 2011 Çarşamba

Tıbbi Antropolojinin Araştırma Alanları ve Toplum Sağlığına Katkıları


Tıbbi Antropoloji, (uygulamalı) Antropolojinin bir alt dalıdır. Sosyal Antropoloji, kültürleri inceleyen bir bilim dalıdır. Kültür, bir toplumun yaşama biçimidir. Açık bir anlatımla; Kültür bir toplumun üyelerinin düşüncelerini, davranışlarını, ibadetlerini, giyimlerini, evlenme ve gıda hazırlamalarını, hastalarını tedavi ettirmelerini, ölülerini nasıl gömdüğünü gösteren unsurların tümüdür.


Kavramsal modelde kültür; kültür sistemini oluşturan kurum ve değişkenler, bu kurum ve değişkenler arasındaki ilişkiler, etkileşimler araştırılarak incelenir. Tıbbi Antropoloji, kültürü oluşturan kurumlardan sağlık ve hastalık kurumundaki bir olguyu kültür bütünü içerisinde açıklayan bir daldır. Başka sözcüklerle, Tıbbi Antropoloji, toplumda yoğunluk gösteren sağlık sorunlarının kültürün diğer kısımları ile aile yapısı, dinsel inanç, ekonomik yapı, yerleşme ve çevre ile ilişkilerini etki ve etkileşimlerini inceler. Sorunun neden ve niçinlerini arar. Farklı sosyo-kültürel yapılarda hastalık ve sağlık anlayışının, tedavi usullerinin nasıl farklılaştığını gösterir.

Medikal antropolojinin çalışma alanları bazı kaynaklarda biyomedical bilimlerin uygulamalarını etkileyen ekonomik, sosyal, politik etkenlerin incelenmesi olarak tanımlanırken; Gelişmekte olan ülkelerde sınırları daha dar tutulmakta, sağlık hizmetlerinin kabulunu etkileyen inanışlar, değerler ve uygulamalar gibi yerel tutumların incelenmesi olarak belirtilmektedir. Yine konu ile ilgili kaynaklarda Medikal antropolojinin ilgi alanları Etnomedicine incelemeler, Epidemiyoloji, Ana Çocuk Sağlığı, Nüfus, Beslenme, Sağlık ve hastalıkla ilgili gelişmeler, Sağlık kurumları, Sağlıkçılar, İletişim sorunları, Sağlık politikaları olarak gösterilmektedir. (http:University of Colorado Denver)

TIBBİ ANTROPOLOJİNİN GELİŞMESİ

Tıbbi antropolojinin gelişme çizgisine iki taraflı bakmak gereklidir. Antropologların hastalık - sağlık alanında yaptıkları araştırmalar ,Tıp mensuplarının antropoloji verilerine ilgi duymaları.
Sosyal antropolojinin sağlık-hastalık sorununa yönelmeleri ilk kez 1920 lerde etnologların ilkel ve geleneksel toplumlarda yaptıkları alan çalışmaları ile başlamıştır. Fonksiyonalist bir yaklaşımla kültür bütününü inceleyen antropologlar sağlık-hastalıkla ilgili uygulamaların kültür bütününe göre şekillendiğini ve toplumdan topluma farklılaşmalar gösterdiğini tesbit etmişlerdir. Bu konuda Dr.River’in “Tıp , Büyü, Din” (1924) adlı kitabı ilk örnektir. River tıbbi antropolojiye kavramsal temelde iki noktada katkı sağlamıştır. Birincisi ilkel tıp uygulamaları tuhaf folklor ürünleri değildir. Bu inançlar ve uygulamalar kültürün kısımlarını oluştururlar. İkincisi tıp uygulamalarının anlamları çıkarılmalıdır.
Forrest Clements “Hastalığın İlkel Kavramları” adlı çalışmasında (1932) bölgesel ve yerel gruplarda hastalık nedenlerini beş grupta toplamıştır. Bunlar ; sihirbazlık , tabuyu bozma , bir ruhun girişi , bir nesnenin çıkışı ve ruhun kaybıdır. Bunlardan birinin ve bir kaçının bir arada görülmesi hastalığa neden olurlar.
Tıp kökenli E.H. Ackernecht döneminin antropolojisinde hakim akımlara paralel olarak , kültürel elemanlar arasında iç biçimlenme ve bütünleşme şeklini tıbbi kalıplar arasında da düşünmüş , tek bir ilkel tıp yerine birden çok ilkel tıp olduğunu vurgulamıştır.

Tıbbi antropolojik çalışmalar sonraki dönemlerde hem sosyal antropoloji dalında hem de biyolojide ki gelişmelere paralel olarak devam etmiştir. [Tıbbi antropolojinin gelişmesiyle ilgili bilgiler Emiroğlu’nun “Tıbbi antropolojinin Gelişimi,Alanı ve Tıbbi Antropolojide Kuramsal Yaklaşımlar “adlı makalesinden özet olarak alınmıştır (Emiroğlu1987)]

Tıp mensuplarının hastalık ve sağlığı etkileyen sosyo-kültürel faktörlere ilgi duymaları daha geç devrelere 1950 lere rastlar. Bu geç kalışta , antropolojinin uğraşı alanının yanlış bilinmesinin payı vardır. Çünkü antropoloji o zamanlarda ilkelleri ve ilkellerin maceralarını araştıran bir disiplin olarak biliniyordu. Benzer olarak antropoloji yerin altını inceleyen arkeolojiye benzer veya kuru kafalarla uğraşan bir dal olarak tanınıyordu. 1950 lerde halk sağlığı ve epidemiyolojide gelişmeler tıp mensuplarını sosyal bilim verilerini kullanmaya zorunlu kılmıştır. Çünkü ikinci Dünya savaşından sonra salgınlar beklenmedik zamanlarda beklenmedik yerlerde çıkıyordu. Salgınlara neden olan etkenlerin kontrol altına alınma çabaları sosyal etkenlerin farkedilmesini kolaylaştırdı. Diğer yandan aynı dönemlerde gelişmiş ülke hükümetlerinin geri kalmış fakir toplumlara götürdükleri hizmetler beklenilen ölçüde kabul görmemiştir. Modern sağlık ürünleri halk tarafından kullanılmamıştır. Bu başarısız sonuçlar da halk sağlıkçılarının toplum , kültür , değişme kavramlarına ilgi duymalarına neden olmuştur.

Tıbbi antropolojik çalışmalar 1970 lerde Amerika Birleşik Devletleri’nde patlama seviyesinde bir hız kazanmıştır.(Browner 1988) Ülkemizde hem antropologların , hem halk sağlıkçılarının araştırma alanına giren tıbbi antropoloji çalışmaları henüz gerekli ilgiyi görememektedir.
1970 ler sonrası hastalık–sağlıkla ilgili folklorik çalışmalar dışında tıbbi antropoloji alanına yönelik sosyal bilimciler tarafından yapılmış üç araştırma göze çarpmaktadır. Bunlar Türkdoğan (1972) ,Gençler (1974) ve Elmacı'nın (1976) sahada gerçekleştirdikleri araştırmalardır. 1980 ler sonrası halk sağlıkçıları topluma götürülen sağlık hizmetlerinin beklenildiği ölçüde kabul görmemesi nedeniyle , toplumda olan bitenlere ilgi duymuşlar , tıbbi olanların dışındaki faktörleri açıklayabilmede, sosyolojinin , sosyal antropolojinin boşluğunu hissetmişlerdir. Ancak bu boşluk, halk sağlığı ekiplerine (kadrolarına) yansımamıştır.

TIBBİ ANTROPOLOGLARIN İLGİ ALANLARI VE TOPLUM SAĞLIĞINA KATKILARI

Sosyal antropologların tıp alanında yaptıkları araştırmalar ve toplum sağlığına katkıları aşağıdaki başlıklar altında bir liste oluşturularak verilebilir.
ETHNO - MEDİCİNE ARAŞTIRMALAR
Farklı Hastalık-Sağlık Anlayışları
Geleneksel Tedavi Yöntemleri
Geleneksel Hasta-Hekim İlişkisi
Geleneksel Beslenme
Geleneksel İlaçlar

Bu araştırmalar bilimsel anlamdaki halk sağlığı standartlarını, halkın benimsediği kalıplar içerisine nasıl yerleştireceğimizi ve uygulamada nasıl bir yöntem izleyeceğimizi gösterirler.

Tıbbi Servisler ve Kullanımını Etkileyen Faktörler




İnsanlar, hasta olduklarında önce geleneksel tıbba mı, batı tıbbına mı başvururlar, iyileşmezlerse ne yaparlar? Hangi kurumlar hangi hastalıklarda tercih edilmektedir? Hekimin ve hastanın cinsiyeti, hastanın sosyo-ekonomik durumu tedavi olmayı etkiler mi? Bu soruların yanıtları insanların hangi durumlarda hangi tıbba eğilimleri olduklarını nelerden hoşnut olup olmadıklarını ortaya çıkarırlar. Böylece hekimlik uygulamaları daha bilinçli ve doyurucu olur, toplum daha sağlıklı olarak gelişir.

ÇEŞİTLİ HASTALIKLARDA BİLGİ , TUTUM , DAVRANIŞ VE KÜLTÜREL ZEMİN ARAŞTIRMALARI


Alkol kullanımı, uyuşturucu ilaç tüketimi gibi sağlık sorunlarının toplumsal baskılar ve kültürel değerlerle ilişkisi vardır. AIDS sorunu antropologlar tarafından cinsel davranış kalıplarını ve bu kalıpları üreten kültürel normları ortaya çıkarmak üzere incelenmektedir. Literatür taramaları, kanserlerin, menapozun, psikiyatrik bozuklukların vb birçok sağlık sorunlarının antropologların araştırma konuları arasında yer aldığını göstermektedir.



ETHNO MEDICINE ARAŞTIRMALAR
Tıbbi antropologların bu başlıkların altlarını nasıl doldurduklarını bu konularda hangi araştırmaları yaptıklarını dünyadan ve ülkemizdeki uygulamalardan örnekler vererek açıklanabilir.

Farklı Hastalık - Sağlık Anlayışları: Tropikal bölgelerde çalışan doktorlar ve sosyal bilimciler halkın hastalıkları nasıl sınıflandırdığı konusunda çalışmalar yaptılar. Bu sınıflamalar halkın tanıdığı belirtilere veya hastalığın hissedildiği bedenin kısımlarına yada insanların inandığı hastalık nedenlerine göre yapılmaktadır . Örneğin , Afrika kültüründe hastalıklar üç grupta düşünülmektedir.
-Her zaman görülen hastalıklar ; Bu hastalıklar ev ilaçları ile iyileştirilmeye çalışılır.
-Avrupa hastalıkları ; Batının modern ilaçlarına cevap veren hastalıklar.
-Afrika hastalıkları ; Batı dünyasının ilaçlarına cevap vermeyen , geleneksel tedavi sistemleri ile iyileşebilen hastalıklar.

Benzer şekilde Meksika-Amerika kültüründe hastalıklar dört ana grupta açıklanmaktadır :
-Vücudun sıcak - soğuk dengesinin bozulması; Bu hastalıklar sıcağa soğuk , soğuğa sıcak uygulanması ile tedavi edilir.
-Vücuttaki organların yerleşmeleri fonksiyonlarını yerine getirememeleri ile ilgili rahatsızlıklar; gastro-intestinal hastalıklar,varisler.
-Nazar değmesi sonucu oluşan hastalıklar; Yüz çarpılması , epilepsi , kısırlık veya büyü sonucu olan hastalıklar.
-Duygusal kaynaklı hastalıklar ; Hiddet , korku , kaçak ruh nedeniyle görülen hastalıklar.

Bu ve benzeri hastalık gruplamaları örnekleri geleneksel toplumlarda hastalık anlayışlarının ve nedenlerinin batı tıp sisteminden farklı olduğunu göstermektedir. Bu toplumlarda hastalık nedenlerini ve tedavilerini uygulamaları Navaho'ların sağlık ve hastalık anlayışlarını temelinde açıklanabilir.


Navaho'larda sağlık, kişinin çevresiyle ilişkilerinin dengeli olma hali; hastalık ise bu dengenin bozulmasıdır. Çevre terimi , görünen doğa (fiziksel , kimyasal ve biyolojik) ile görünmeyen doğa (doğaüstü güçler) ve insanları içine alır. Bu bağlamda soğuk, sıcak, mikrop, bakteri hastalık yaratan etkenler olduğu halde (görünen doğa), bir tabunun çiğnenmesi, tanrıların kızdırılması, bir ata ruhunun istediği saygıyı görememesi (görünmeyen doğa), kişinin dışında diğer insanların yaptıkları büyüler ve nazar (insanlar) hastalık nedenleri olarak yorumlanır. Hindistan'da baş ağrısı , fasılalı ateş, aybaşı bozuklukları, tekrar eden düşükler doğa üstü nedenlere bağlanmaktadır. Bazı toplumlarda sakat doğumlar, ikiz doğumlar, anne - babanın o toplumun cinsel kurallarına uymadığı tabuları çiğnediği şeklinde açıklanır. Kenya toplumlarında sağlık, vücudun temiz tutulması aynı anlamdadır. Bağlı olarak Kenya'lılar pis saydıkları hayvanlarının etini yemez , hatta bu etleri yiyen kabilelerin kızları ile evlenmezler. Vücutlarını temizlemek için sık sık çeşitli otlardan elde ettikleri " müshil " leri kullanırlar. Mısırlı köylülere göre , hastalıkların başlıca nedenleri nazar , bir cine yakalanma ve büyüdür. Duygusal etkiler ve baskılarda hastalık yapabilir. Bunlar arasında korku ve üzüntü başta gelir. Bu yüzden korkmuş çocuklara özel süslenmiş "korku bardakları" ile su içirilir.
Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi , geleneksel toplumda hastalık sadece biyolojik faktörlerle açıklanmamaktadır. Çevrenin bir parçası sayılan doğa üstü nedenler ve diğer insanlarda hastalığa neden olabilirler. İslam dinli ülkelerde insanlar, doğaüstü güçlerle (Allah ile) ilişkilerini sağlıklı tutmak amacıyla hac, zekat, kurban görevlerini yerine getirirler. Hastalıktan kurtulmak ve sağlıklarını sürdürmek için doğa üstü güçlere yakınlığı düşünülen evliyaları, şeyhleri ve türbelerini ziyaret ederler. Aynı amaçlarla insanlardan gelecek tehlikeleri önlemek amacıyla nazarlıklar taşırlar. Sürekli talihsizlik yaşayanlar kötü insanların etkilerini yok etmek için büyüleri bozan hocalara gider veya kurşun döktürürler. Bu uygulamalar farklı inanç sistemlerinde, farklı coğrafi yapılarda (kültürlerde) , değişik varyasyonlarla sürmektedir.

Geleneksel Tedavi Yöntemleri

Sounders’e göre, geleneksel tıp inançlar ve pratiklerin gelişi güzel bir sıralaması değildir , bir tıp teorisi niteliğinde organize olmuş bir sistemdir (Türkdoğan 1972).

Geleneksel tedavide hastalığı iyileştirmek için izlenecek yolu , hastalığın bağlandığı neden ve nedenler bütünü belirlemektedir. Bu yüzden bir kişinin hasta olduğuna karar verilmişse, hastalık neden oldu , niçin oldu sorusunun yanıtı aranır. Bağlı olarak çeşitli kültürlerde hastalığı teşhis edenler , tedavi edenler olarak iki grup yerli hekim görülmektedir:
- Teşhis edenler; Hastalığın neden olduğuna karar verirler (Bu grupta bazı toplumlarda müneccimlerden , falcılardan da yardım alınmaktadır). Hangi yöntemlerle iyileşeceklerine de yine teşhisçiler karar vermektedir.
-Tedavi edenler; Bu grupta ilaç hazırlayan aktardan , büyü çözen , büyü yapan, büyücü doktorlara kadar kimseler yer almaktadır. Ülkemizde de olduğu gibi soy ve çıraklık yoluyla kazanılan el becerisine dayanan tedavi hizmetlerini yapanlar da vardır. Bunlar kırık , çıkık , masaj , küçük operasyonları yürütürler.[Geleneksel toplumlarda Hastalık-Sağlık anlayışı ve geleneksel tedavi yöntemleri başlıkları altındaki örnekler ve bilgiler M.Read'in Culture , Health and Disease, adlı kitabından alınmıştır (Read 1966).]
Geleneksel toplumlarda hastalık doğaüstü güçlere ve insanlardan gelen tehlikelere (nazar,büyü) bağlanmışsa, geleneksel usullerle tedavi edilir. Mikrop gibi biyolojik nedenlere bağlanmışsa modern tıp sistemlerine başvurulur.
Yapılan araştırmalar ülkemizde de aynı uygulamaların olduğunu göstermektedir. "Cinlenen" veya “bizden iyilere karışma” sonucu olan psikiyatrik bozukluklar hoca ve şeyhlere; sarılıklar, sarılık kesenlere; kırık ve çıkıklar, kırık çıkıkçılara götürülmektedir. İlaç hazırlayan aktarlara her şehirde rastlanmaktadır. Bu araştırmalarda dikkati çeken diğer bir durum ise, tedavide tek yönlü hareket edilmediği , hem geleneksel hem modern tıbbın uygulandığıdır. Eğer hastalık doğa üstü nedenlere bağlanmışsa , geleneksel tedaviye öncelik verildiği halde iyileşmezse modern tıbba başvurulmaktadır. Tersine ; Biyolojik bozukluklara bağlanmışsa, sonrasında veya beraberinde geleneksel usullerde ihmal edilmemektedir (Gençler 1974 ).
Geleneksel Doktor-Hasta İlişkileri

Tıbbi antropologların ilgisi bilimsel doktorlarla hastalar arasıdaki kültürel boşluğu kapatacak teknikler geliştirmek üzere odaklanmıştır. (Vargos1989). İnsanlar sağlıklı yaşamak isterler. Ancak doktorların önerdikleri basit şeyleri yapmazlar. Reçeteleri almaz veya ilaçlarını usulüne uygun kullanmazlar. Çoğu zaman doktorla hasta arasında iletişim sorunları yaşanır. Hastaların hastalıklarını tanımlama şekilleri, kullandıkları terimler farklıdır. Bu farklılık, kırsal kesimlerde,gecekondu gruplarında teşhis ve tedavi uygulamalarını zorlaştırmaktadır. Aynı şekilde hastalar da doktorların hastalıkla ilgili açıklamalarını ve kullandıkları terimleri anlayamazlar. Oysaki geleneksel doktor-hasta ilişkisi çok güçlüdür. Hasta ve çevresi yerli hekime güvenir. Ve önerilerini ayrıntılı bir biçimde yerine getirirler. Geleneksel doktor-hasta ilişkileri konularında yapılan araştırmaların sayısı çoktur. Bu araştırmaların batı tıp sistemine göre yetişmiş doktorlar ve hastalar arasındaki iletişim sorunlarına ışık tutacağı beklenmektedir.

Geleneksel Beslenme

Sağlığın devamında beslenme önemli bir etkendir. Bununla birlikte beslenme alışkanlıklarımız, sosyo- kültürel sistemin bir parçası , kültürümüzün bir yansımasıdır. Şöyle ki; Her kültürde değer verilen, sevilen/sevilmeyen yiyecekler vardır. Her kültürde bazı yiyeceklerin tüketilmesine ilişkin tabular vardır. Her kül türde yiyeceklere ilişkin bazı inanışlar yer alır. Ve çeşitli kültürlerde yiyeceklerin hazırlanma ve tüketilme biçimleri farklıdır. Bu kalıplar hem sağlığın sürdürülmesinde gebe ve çocuk beslenmesi gibi nüfusun önemli bir çoğunluğunu oluşturan gruplarda önemlidir. Geleneksel beslenme kalıplarının tespit edilmesini amaçlayan antropolojik araştırmalar, bu kalıpların olumlu/olumsuz yanlarının çıkarılması ve olumsuz yeme içme kalıplarının sağlık eğitimi yoluyla terk edilmesi açısından önemlidir.

Geleneksel İlaçlar
Günümüzde biyo-ilaçlar çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak kırsal kesimlerde kentlerin geri kalmış yörelerinde geleneksel ilaçların kullanıldığı da bilinmektedir. Güney Afrika’da yaşayan Zulu’lu kadınlar gebeliklerinde kuvvet ilacı olarak bilinen “isihlambezo” yutmaktadırlar (Vargo ,Veale 1997). Ülkemizde ve dünyada yaraları iyileştirmek, ağrıları dindirmek ve benzeri birçok sağlık sorunları için çeşitli otlardan ve hayvansal kaynaklı ürünlerden hazırlanan em’ler (ilaçlar) yaygın olarak kullanılmaktadır. Geleneksel ilaçların tıbbi antropologlar tarafından incelenmesi birçok açılardan önemlidir. Bu ilaçlar nasıl hazırlanmaktadır ? Bileşiminde hangi ürünler kullanılmaktadır? Kimler tarafından kullanılmaktadır? İlaçların farmakolojik etkileri nelerdir? Bu konularda Meksika’da antropolog ve farmakologların ortak yürüttükleri araştırmalar vardır ( Vargos 1989 ).

HASTALIKLAR - BİLGİ , TUTUM , DAVRANIŞ VE KÜLTÜREL ZEMİN ARAŞTIRMALARI

Tıbbi Antropoloji insan davranışlarını (Biyolojik ve sosyo-kültürel boyutlarının) hastalık ve sağlığı nasıl etkilediklerini inceler (Akşit 1995). Literatür taramaları tıbbi antropologların çeşitli hastalıkları çalıştıklarını göstermektedir. Hastalıklar arasında psikiyatrik olgular geniş bir yer tutuğu halde, anne ve çocuk ölümleri gibi gelişmekte olan ülkelerin sağlık sorunları, kanser, AIDS, organ nakli, yakın zamanların çeşitli sorunları bu araştırmalara konu teşkil etmektedir. Ayrıca bazı araştırmalarda, toplumlara götürülen sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesini de yapmaktadırlar. Bu konularda örnekler verilebilir.

Örnek 1: Meksika'nın dağlık yörelerinde akut solunum yolu enfeksiyonlarının etnografyası başlıklı bir araştırmada araştırmanın amacı; akut solunum hastalığına bağlı belirtileri; hastalığı düşündüren belirtileri, hekime başvuruyu gerektiren alarm belirtileri konularında kullanılan terimleri tanımlamalarını, hastalık tedavisinde yapılan ev pratiklerini tanımlamak olarak belirtilmektedir. Görüşme, çocukları akut solunum yolu hastalığından ölen 6 anne ve beş yaşından küçük çocuğu olan 24 anne ile yapılmıştır. Araştırma sonucu akut solunum enfeksiyonlarının genel belirtileri, burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, baş ve vücut ağrısı, ateş, şiş, solunum kaybı olarak saptanmıştır. Hızlı solunum, göğüste hırıltı, cızırdama, alarm belirtileridir. Bu belirtiler hastaları doktora götürmeyi zorunlu kılmaktadır. Ev tedavisinde boğaza sırta dışarıdan sürülen patates, domates, limon gibi bitkiler yer almaktadır. Antibiyotik kullanımı yaygın değildi. Anneler çocuklarını proje kliniğine ve özel doktora götürüyorlardı. Bu merkezleri seçim nedenleri yakınlık ve düşük ücretli olmalarıydı. Sonuç olarak bu bilgileri annelerle iletişim kurulması ve pekiştirilmesinde yararlı olduğu belirtilmektedir (Martinez,1997).

Örnek 2: Topluma götürülen sağlık hizmetlerine ilişkin Meksico-City çalışması örneği. Çalışmanın amacı "antropolojik bir yaklaşımla insanların neden aşı programlarına katılmadıklarını veya yeterli bir sayıda katılmadıklarını incelemek" olarak açıklanmaktadır. Araştırmada toplumların genel tanıtımı, tıbbi bakım servislerinin organizasyonu, ve aşılama programlarına katılımı incelenmiştir. Sonuçta sosyo kültürel faktörlerin etkisi çok geniş bulunmuştur. Çünkü halkta modern servislere güven azdı ve onların aşı hakkındaki bilgileri de eksikti. Ayrıca hastalık tedavilerinde geleneksel uygulamalar hakimdi. Çalışmada bu tür araştırmaların yararı; "aşılama programlarına daha çok katılım için sağlık eğitimi programlarının yeniden gözden geçirilmesi gereklidir" olarak belirtilmektedir.(Niganda 1990)

TIBBİ SERVİSLER VE KULLANIMINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

İnsanlar hasta olduklarında önce geleneksel tıbba mı, batı tıbbına mı başvururlar? İyileşmezlerse ne yaparlar? Hangi kurumlar hangi hastalıklarda tercih edilmektedir? Hekimin, hastanın cinsiyeti, sosyo- ekonomik durumları tedavi olmayı etkiler mi? Bu soruların yanıtları geniş araştırmaları gerektirir. Gerçekten de bölgemizde yapılan araştırmalar, sağlık kurumlarının kimler, hangi gruplar tarafından kullanıldığına ilişkin ipuçları vermektedir.

Diyarbakır'ın kırsalı heterojen bir yapıya sahiptir. Bu bölgelerde Kürtçe konuşan şafiler, Türkçe konuşan aleviler, Zazaca konuşanlar, Yezidiler ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler yaşarlar. Grupları karşılaştırmalı olarak yapılan bir araştırmada hastaların %37.7'si ev ilaçları ile tedavi edildiği saptanmıştır. Hastaların %55.2'si resmi kurumlara başvurmakta, %7.1'i geleneksel yöntemlerle (şeyh,ocak,kırık-çıkıkçılar) iyileştirmeğe çalışmaktadır (Gençler;1974). Sağlık ocaklarından en fazla Zazaca konuşan ve Kürtçe konuşan ağa köyleri yararlanmaktadır. Çünkü bu gruplar ekonomik bakımdan güçsüzdürler. Sağlık ocağı hizmetlerinin ucuz veya ücretsiz olması sağlık ocağına gitmelerine yol açmaktadır. Hastaneyi en çok göçmen gruplar kullanırlar. Aleviler ve Yezidiler hastalıklarında resmi kuruluşlara başvurmaz özel doktorları tercih ederler. Burada azınlık olmanın etkilerini aramak gerekir.

Diyarbakır'ın gecekondularında yapılmış diğer bir araştırmada (Elmacı 1990) sağlık ocaklarının büyük çoğunlukla, çocuklara hizmet veren kurumlar olduğu anlaşılmaktadır. Sağlık ocaklarına başvuranların %74.2'sini 0-6 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Bağlı olarak her bir sağlık ocağı birer çocuk polikliniği görünümünde çalışır. Bu bölgelerde doğumlar %62.7 oranında yerli ebelerle yapılır (Elmacı 1994). Resmi ebeler doğuma çağrılmazlar. Hastane ücretlerinin yüksek olması, hastaların orada azarlanacağı horlanacağı korkusu, ve hastane işlemlerinin onlara zor gelmesi doğumlarda hastaneyi tercih etmeme nedenleri arasındadır. Gelişmiş bölgelerde oturanlar doğumlarını %65.1 oranında hastanede yaparlar. Onlar hastane olanaklarına ; uzman doktorlar, teknolojinin sağladığı kolaylıklara vb. güvenirler.

Ülke seviyesinde hangi hastalıkta, kimlerin tedavi kurumlarını ne kadar kullandıklarının çıkarılması, sağlık kurumlarının yeniden organizasyonu açısından önemlidir. Halkın istediği kurumlardan, beklediği hizmeti alması hekimlik uygulamalarının daha bilinçli ve doyurucu olmasını sağlayacaktır.

Antropolojik Araştırmalar ve Sağlık Eğitimi

Sağlık eğitimi, insanların sağlıklı iken hasta olmamaları için hastalıklardan korunma ilkelerinin yerleştirilmesi anlamında koruyucu hekimliğin temelidir. Bu anlamda sağlık eğitimi olumlu davranış kazandırılması veya sağlığı bozan yanlış davranışların olumlu davranışlara dönüştürme sürecidir. Bununla birlikte sağlık eğitimi "bireylerin kendilerine uygun bakım uygulamalarını öğrenme tıbbi bakım tedavi ve önerilerine uyma gibi" kavramlarla ikincil ve üçüncül korumaları da içerisine almaktadır.

Sosyal Antropoloji bir davranış bilimidir. Bu anlamda antropologların araştırmalarının amacı, davranışların neden ve niçinlerini ortaya çıkarmaktır. Bağlı olarak bu çalışmalar tanım seviyesinde kalmamakta, değişme ve değişme süreçlerini de kapsamaktadır.

Tıbbi antropologların araştırmaları toplumu tanıtmaya, tanımlamaya yöneliktir. Etkili bir sağlık eğitimi programı toplumu tanımayı zorunlu kılar. Gelişmiş ülkelerde antropologların sahadan elde ettikleri veriler sağlık eğitimi ekipleri tarafından kullanılmaktadır.

Literatürde antropologların araştırma ve çalışma alanları dört ana başlık altında verilmektedir.
1.Etno medicine araştırmalar (geleneksel tıp araştırmaları)
2.Antropolojik araştırmaların toplum sağlığında kullanılmasına ilişkin araştırmalar.
3.Tıbbi antropolojinin tıp eğitimine yerleştirilmesine ilişkin alanları kapsayan araştırmalar.
4.Tıbbi antropolojide teori ve yöntemler.
Tıbbi antropolojik araştırmaların artması ülkelerde varolan sağlık sistemlerini değişmeye zorlayacaktır. Giderek o toplumda yaşayan insanların özelliklerine (hastalık-sağlık anlayışlarına, tedavi arama davranışlarına, iletişim sistemlerine) uyan bir sağlık örgütlenmesinin oluşmasına katkıda bulunacaktır. Şüphesiz böyle bir örgütlenme daha sağlıklı insanlar, daha sağlıklı toplum anlamındadır.


KAYNAKLAR
Akşit, B.T. 1995. "Toplum, Kültür ve Sağlık." Halk Sağlığı: Temel Bilgiler. M.Bertan, Ç. Güler. (Edit). Ankara S:14-26

Browner, C.H. et all. 1988. "A Methodology for Cross Cultural Research" Current Anthropology. 29(5)

Elmacı, N. 1976. Diyarbakır Kentinin Üç Farklı Köysel Grubunda Doğumla İlgili Değer ve Tutumlar. (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Diyarbakır Tıp Fakültesi. Diyarbakır.

Elmacı, N. 1990. "Çocuk Sağlığına İlişkin Sosyo-Kültürel Faktörler." XXXIV.Milli Pediatri Kongresi.(Bildiri Özet Kitabı İçinde). Eskişehir.

Elmacı, N. ve ark. 1994. "İki Farklı Yerleşim Merkezinde Doğum Yardımı Hizmetlerini Etkileyen Faktörlerin Karşılaştırılması." IV.Ulusal Halk Sağlığı Kongresi (Bildiri Kitabı İçinde). Didim.

Emiroğlu, V. 1987. "Tıbbi Antropololinin Gelişimi, Alanı ve Tıbbi Antropolojide Kuramsal Yaklaşımlar."H.Ü. Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu Dergisi 2-3, Ankara

Gençler, A. 1974. Diyarbakır ve Çevresinde Sosyalleştirilmiş Sağlık Hizmetlerini Etkileyen Toplumsal ve Kültürel Faktörler(Yayınlanmamış Doktora Tezi), Diyarbakır Tıp Fakültesi, Diyarbakır.

Martinez, H. et all. 1997. "Ethnography of Acute Respiratory İnfections in A Rural Zone of Mexican Highlands. Salud Publica Mex, May,39;3 207-16.

Nigende Lopez G, Orazco Nunez E. (1990), " The Use of Anthropologic Methods for Studying The Causes vaccination.The Case of Nativitas, Xochimilco"Salud Publica Mex May,32;3.

Read, M. 1966. Culture, Health and Diseas: Social and Cultural İnflences on Health Programmes in Developing Countries. Tavis Tock Puplications,London.

Türkdoğan, O. 1972. Doğu Anadolu'da Sağlık-Hastalık Sisteminin Toplumsal Araştırması. Atatürk Üniversitesi Yayını:161, Erzurum.

Varga C.A-Veale D.J. 1997."Isihlambezo:Utilization Patterns and Potential Health Effects of Pregnancy-Related Traditional Herbal Medicine" Soc Sci Med.44:7,911-24

Vargos,L. A. 1989. "Medical Anthropology in Mexico". Sos Sci. Med.28(12)

http://www.cudenver.edu//sma/what_is...thropology.htm 31.05.2
*Bu yazı Folklor ve Edebiyat Dergisi'nde yayınlanmıştır.
Elmacı N (2000 ) Tıbbı Antropolojinin Araştırma Alanları Ve Toplum Sağlığına Katkıları, Folklor/ Edebiyat V111.22-2 Ankara.
The research fields of medical antropology and its contrubition to community health.









Tıbbi antropoloji

Vikipedi, özgür ansiklopedi



Tıbbî antropoloji, (uygulamalı) antropolojinin alt dallarındandır. Tıbbî açılardan birey ve toplumu inceleyen tıbbî antropoloji nispeten yeni bir bilim dalıdır. Sağlık, hastalık, tedavi gibi fenomenlerin kültürel, toplumsal ve biyolojik izdüşümlerini inceler. Bunun dışında çok farklı konuları da inceleyen tıbbî antropolojinin gelişimi çoğu antropolog tarafından 4 evrede tanımlanmaktadır. 1870’lerde ortaya çıkan kültürel antropoloji, bugün tıbbî antropoloji altında incelenen çoğu konu, kavram ve sorunu ele almıştır. 1960’ların başlarında ise modern anlamda tıbbî antropoloji ortaya çıkmış, özellikle yerli tıbbında yoğunlaşmıştır. 1970’lerle birlikte tıbbî antropoloji odak noktasını yerli tıp anlayışlarından, çoğunlukla kendi toplumları içinde yer etmiş, biyomedikal kurumlara ve bu kurumlara ilişkin kavramlara çevirmiştir. Son dönemlerde ise tıbbî antropologlar tıbbın araştırma ile ilişkin konularını incelemeye başlamışlardır. Tıbbî antropoloji, antropoloji ve tıbbın yanı sıra, sosyoloji, epidemiyoloji, etyoloji, ekoloji, ekonomi gibi farklı bilimlerden de kavram ve metodoloji açısından yararlanır.
Bugün birçok üniversitede bölümü bulunan tıbbî antropoloji, sosyal bilimlerle tıbbın incelenmesi hususunda önemli bir bilim dalıdır. Sivil sağlık örgütlerinden, tıp sistemlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesine kadar birçok çeşitli meseleyi konu almaktadır.
Ayrıca yakın bir gelecekte de hızla ilerlemekte olan moleküler antropoloji kavramı da gerek tıp hizmetlerinin daha çok insana uygun hale getirilmesinde gerekse ilaçların daha insana uygun şekilde üretilmesine olanak sağlayacak bir bilim dalıdır.Ülkemizde bu konuya giderek artan bir hassasiyetin olduğu bunun da gelecek kuşaklar için artı bir değişim olduğunun bilinmesinde büyük yarar vardır. Moleküler Antropoloji insan ve de diğer canlıların evrimsel ilerleme ve değişim süreçlerini moleküler düzeyde inceleyerek olası moleküler bazda değişimin yönünü saptamaya ve de gelişen nesillerin olası moleküler altyapılarını tanımlayarak mevcut hastalıkların ve de tedavilerin incelenmesini amaçlamaktadır.






Kaynak: http://www.baktabul.net/antropoloji/189115-tibbi-antropolojinin-arastirma-alanlari-ve-toplum-sagligina-katkilari.html









Hiç yorum yok: