antropoloji.blogspot.com




antropoloji.blogspot.com üniversite ögrencilerince kurulmus, tamamen bilgi paylasımına yönelik ve hiç bir ticari çıkar saglamaya yönelik olmayan bir blogdur

antropoloji.blogspot.com was founded by university students, and for sharing information completely without any commercial interest to provide a platform




Lütfen arkadaş ekleyin.

Antropoloji konusunda kaynak bulmak çok zor olduğu için gerçek anlamda bilimsel bilgi içeren...

Posted by Gür Alp on 1 Haziran 2015 Pazartesi

7 Aralık 2011 Çarşamba

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümünün Kuruluşu ve Bölümün Temel Politikası






İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi 
Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümünün
Kuruluşu ve Bölümün Temel Politikası





Yaşamın sürüp gittiği zaman içinde önemli olaylar nadiren kaydedilir. Bunlar günlük hayatın akışı içinde yaşanır, üzerinde konuşulur, tartışılır ve belki de ilgililerden biri tarafından gelişi güzel bir yerlere yazılır. Daha sonra önem kazanacak olan bu olaylar, yaşayanların belleklerinde canlandırılıp, biçimlendirilecek ve pek çok kişinin yaşamındaki önemi su yüzüne çıkacak ve geçmişten akıp gelen olaylar dizisi, bunların yaratıcısının manevi mirasçıları tarafından yeniden yazılacaklardır.

Yazık ki bellek kaydedilmemiş pek çok ayrıntıyı da yitirmiş olacaktır. O zaman, geçmişin kendileri için önemli olan bölümünü bilmeği isteyenler, bu bilgiyi edinmek üzere varsa eğer, yazılı kaynaklara başvurup merak ettikleri konu hakkında bilgi ve belge toplamayı isteyeceklerdir. İnsan davranışını ve toplum hayatını anlamada ve açıklamada, kültür boyutuna başvurmaksızın başarılı olunamayacağının bilincine ulaşıldığı günümüzde, üniversitelerimizdeki Antropoloji bölümlerinin kuruluş öyküleri de merak konusu oldu. İşte bu nedenle İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümünün yaklaşık kırk yıl (1960) önceki kuruluş hikayesini bilmek isteyenler için bellekler ve anılar yeniden gözden geçirilmiş ve Bölümün kurucusunun bulabildiğimiz mektupları, notları, kitapları ve makaleleri taranarak bu yazı hazırlanmıştır.

Yazıda Bölümün kuruluş hikayesi anlatılırken aynı zamanda, Sosyal antropoloji disiplininin, Atlantiğin iki yakasındaki gelişim serüvenine de kısaca değinilecektir. Konuyu bu biçimde ele almak ise bir zorunluluktur. Çünkü Bölümü kuran ve ana politikasını belirleyen Prof. C.W.M. Hart’in renkli yaşamı Avusturalya’da başlamış, eğitimi Sydney, Chicago ve Londra üniversitelerinde sürmüştü. İngiltere’de önemli bir akımın temsilcisi olan Radcliffe-Brown'nın yönetiminde doktorasını tamamlayan Prof. Hart, Toronto ve Wisconsin Üniversitelerinde antropoloji dersleri vermiş, 1953 yılında Amerikan vatandaşı olmuş ve 1959 Yılında ülkemize geldiğinde Avrupa’da, özellikle İngiltere’de ve ABD de gelişmekte olan, antropoloji disiplininin önde gelen temsilcisiydi, istanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesinde Sosyal Antropoloji bölümü kurulurken bu zengin özgeçmişin Bölümü etkilememiş olması düşünülemezdi.*

Edebiyat Fakültesinde Sosyal Antropoloji kürsüsünün kurulması konuşmaları 1958 yıllarında başlamış ve 12 Haziran 1958 tarihinde, Fakülte Dekanlığına üç imzalı bir yazı verilmişti. Bu yazının içeriği ilginç olduğundan, yazıyı bütünüyle almayı uygun gördüm.

"Edebiyat Fakültesi Dekanlığına,
Devamlı bir gelişme halinde bulunan memleketimizin gün geçtikçe içtimai bünyesinin değişmekte olduğu malumdur. Bu esnada Türkiye'de yüzyıllardan beri varlıklarını muhafaza eden tarihi ve mahalli bir çok kültür kıymetlerinin de değiştiği, hatta büsbütün ortadan kalktığı görülmektedir. Bunların medeniyet tarihi bakımından büyük bir değer taşıdığını izaha hacet yoktur.
Gerek bunları tesbit etmek, gerek teknik gelişmelerin neticesinde meydana çıkacak içtimai problemleri incelemek ilmi bir ihtisası icab ettiriyor. Bütün dünya üniversitelerinde olduğu gibi bizde de bu sahada çalışacak mütehassıs elemanları yetiştirmek üzere bir sosyal antropoloji kürsüsüne şiddetle ihtiyaç vardır. Zengin tarihi ve içtimai medeniyet unsurları ile dolu olan memleketimizde böyle bir kürsünün mevcut olmayışı yabancı bilim adamlarının da dikkatini çeken büyük bir eksikliktir. Bu kürsünün ihdası sosyoloji ve sosyal psikoloji sahalarını kuvvetlendireceği gibi Türk tarihi ve Türkoloji sahalarına da faydalı olacağı, Fakültemizce yapılması karar altına alınan kollektif araştırmalara da rehber vazifesini görecektir.
Meselenin Profesörler Kurulunda müzakere edilerek bir karara bağlanmasını delalet buyurulmasını saygı ile rica ederiz."


Prof. Mehmet Kaplan Prof.T.Mengüşoğlu Prof. M.Turhan.


Görüldüğü gibi Sosyal Antropoloji Kürsüsünün kurulması için ilk adımı atanların alanları Türkoloji, Felsefe ve Sosyal Psikoloji imiş. Yazının ilk satırları Sosyal Antropoloji kürsüsünden nelerin beklendiğine de ışık tutmaktadır. "Türkiye’de yüzyıllardan beri varlıklarını muhafaza eden tarihi ve mahalli bir çok kültür kıymetlerinin değiştiği, hatta büsbütün ortadan kalktığı görülmektedir. Bunların medeniyet tarihi bakımından büyük bir değer taşıdığını izaha hacet yoktur." Kurulması istenen kürsüden, açıkça beklenen şunlardır:

1.Kültür değişmelerini izlemek ve kaybolan kültür değerlerini saptamak
2.Değişmeler nedeniyle ortaya çıkacak problemleri incelemek
3.Diğer ilgili kürsülerle birlikte araştırmalar yapmak ve kolektif araştırmalara rehber vazifesi görmek.

Bu "diğer ilgili kürsüler" Sosyoloji, Sosyal Psikoloji , Türk Tarihi ve Türkoloji kürsüleridir. İlginç olan, yukarda belirtilen hususların sosyal antropoloji bilim dalının gelişmesinin belli bir devresiyle koşut olmasıdır.

7 Ekim 1958 tarihli bir dekanlık yazısından, Profesörler Kurulunun 4.VII.1958 de sosyal antropoloji kürsüsü kurulmasıyla ilgili olarak bir komisyon seçtiğini öğreniyoruz. Komisyon gerekçeli bir rapor hazırlamakla görevlendirilmiş ve şu isimlerden oluşturulmuş:
•H.Z.Ülken,
•M.Kaplan ,
•T.Mengüşoğlu,
•M.Turhan ,
•S.E.Siyavuşgil,
•Ali Tanoğlu ve
•M.Şevket İpşiroğlu.

Komisyon 12.2.1959 da toplanıp 4.3.1959 da raporunu veriyor. Raporda imzası olanlar ise sadece üç kişi; H.Z.Ülken, M. Turhan, T. Mengüşoğlu. Diğer üyelerin raporda imzaları yok. Yıllar sonra bu yazıyı yazarken Fakülte dosyalarından öğrendiğim bu gerçekle, M.Turhan'ın ve T. Mengüşoğlu'nun neden benimle daima ilgilendiklerinin yanıtını buldum. Sözünü ettiğim bu rapordan ilginç şeyler de öğreniyoruz. İlk olarak rapor sosyal antropolojinin konusunu, etnoloji ve etnografya ile ilişkisini ve yeni gelişmekte olan bu disiplinin yönteminden söz ediyor. Daha sonra 1914-1919 yıllarında, İstanbul Üniversitesinin modernleştirilmesi çabaları sırasında bir etnoloji kürsüsünün kurulduğunu ve bu kürsünün faaliyetleri arasında bir de etnografya müzesi oluşturulması çabası bulunduğunu ve daha sonra bu müzenin Ankara’ya nakledilip yeni kurulan Dil-Tarih ve Coğrafya fakültesine bağlandığına deyiniyor. Etnoloji kürsüsündeki Macar asıllı hocanın ülkesine dönmesi nedeniyle bu kürsünün kaldırıldığını da belirtiyor. 1945-1949 yılları arasında yeniden yabancı bir hoca tarafından Etnoloji derslerinin verildiğini ancak hocanın ayrılması nedeniyle derslere ara verildiğine işaret ediyor. Daha sonra raporda belirtildiği gibi, sosyal antropoloji derslerinin gerekli olduğuna inanıldığından 1954-1956 yıllarında Herskovitz ve Lovyie'nin notları ya da manuelleri izlenerek dersler yeniden, bu kez H.Z. Ülken tarafından, sosyoloji öğretimine bağlı olarak veriliyor.

Bu rapordan sonra konu, değişik tarihlerde, profesörler kurulunda tartışılıyor ve sosyal antropolojinin bir ders mi yoksa sertifika veren bir kürsü mü olacağı belirlenemiyor ve sonuçta 10.6.1959 tarihindeki kurul toplantısında Sosyal Antropoloji kürsüsünün kurulmasına karar veriliyor ve Rektörlük fakülte kararını 16 Temmuz 1959 da onayladığını bildiriyor.

Bu tarihten sonra Prof. Mümtaz Turhan, Uygulamalı Antropoloji Derneği (Society for Applied Anthropology) Başkanı Dr. Sol Tax'a yazıp İstanbul Üniversitesi , Edebiyat Fakültesinde Sosyal Antropoloji dersi vermek üzere bir antropolog istendiğini bildirir. Sol Tax yakın dostu ve ABD de pek çok yayım ile tanınmış Dr. Hart' a konuyu açar ve üstelik Dr. Hart’ın her zaman savunduğu gibi "belirli bir kültürü incelemek için uzun süre o ülkede kalınması gerektiği" fikrinin de gerçekleşebileceğini söyler. Bu koşullar altında Dr. Hart teklifi kabul eder.


Prof. Dr.Charles William Merton Hart 
(1905–1976)

Sosyal Antropoloji dersleri, Edebiyat Fakültesinde 1959 Kasımında Dr. Hart tarafından verilmeye başlanır. Büyük ilgi gören bu derslere sosyoloji, psikoloji ve sosyal psikoloji öğrencileri devam ederler. Ancak o tarihte verilen derslerin hangi sertifika içinde sayılacağı ve kürsünün hangi bölüme bağlanacağı belirsiz olduğundan, öğrenciler oldukça huzursuz bir dönem geçirirler. Aslında bu huzursuzluğu Dr. Hart da yaşar. Bir süre İngilizce verilen dersleri çevirecek kimse bulunamaz. Öğrenciler devam ettikleri derslerin sayılmayacağı korkusunu hocalarına da yansıtırlar. Sonuçta Dr. Hart 15 Nisan 1960 da Sosyal Antropoloji ve Etnoloji adlı bir sertifika vermek üzere Dekanlığa başvurur. Konuyu incelemek üzere kurulan komisyon, Kürsü Başkanının teklifini uygun ve yerinde bularak "Sosyal Antropoloji ve Etnoloji " adlı müstakil bir sertifika ihdas edilmesi teklifini Genel Kurula arzetmeye oybirliği ile karar verir. Komisyon raporunu imzalayanlar T.Mengüçoğlu, M.Ş. İpşiroğlu, A.H. Ardel, A.Ateş ve A. Erzen dir.

1.VI.1960 tarihli Genel Kurulda yapılan görüşmeler sonunda, Dekan, "Sosyal Antropoloji ve Etnoloji adlı müstakil bir sertifika ihdas edilmesi" teklifini oya koyuyor ve bu sertifikanın Fakültemiz Lisans Yönetmeliğinin birinci ve ikinci tablosunda, yani hem serbest hem de öğretim lisansı veren bir bölüm olarak kabul edilmesi teklifi, oybirliği ile kabul ediliyor. Böylece Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü 1960-1961 ders yılına tezli öğrencisi olan müstakil bir Bölüm olarak giriyor.

Dr. Hart'la benim tanışmam, bölüme asistan olarak girmem bir dizi rastlantı zinciri oluşturur. Üniversiteyi Ankara Hukuk Fakültesinde bitirip avukatlık stajını tamamlayıp, iki yıl avukatlık yaptıktan sonra kriminolojiye merak sararak, Saint Louis Üniversitesi(ABD) Sosyoloji bölümünde evvela M.A. daha sonra da doktoramı tamamlayarak ülkeme dönmüştüm. İstanbul benim için yabancı bir yerdi. Ancak bunca eğitimden sonra hiçbir şey yapmamayı da düşünemezdim. Eski bir baba dostu beni bir fikir almak üzere, Edebiyat Fakültesindeki bir dostuna gönderdi. O da beni Profesör Mümtaz Turhan'a yolladı. Profesör Mümtaz Turhan,elimdeki belgeleri inceledikten sonra beni "bir Amerikalı hocayla tanıştıracağını" söyleyip kendi odasının yanındaki 239 numaralı odaya götürdü. Sanırım 1960 Kasım ayının başlarıydı. Dr. Hart, kapının Sol tarafındaki masada oturuyordu. Beni karşısındaki iskemleye oturttu ve Saint Louis Üniversitesinden aldığım tüm evrakı inceledi ve gülerek "uzun zamandan beri ilk defa okuyup da anlayabildiğim bildik kağıtlar" diye şaka etti. Antropoloji derslerini kimden aldığımı sordu ve hocamı tanıdı. Profesör Hart’ın Avusturalya kökenli olduğunu o tarihte bilmediğim için aksanı bana biraz değişik geldi. Bana bir hafta sonra, "Sosyal Bilimlerde Değişen Araştırma Yöntemleri" ile ilgili bir tebliğ verip veremeyeceğimi sordu, verebilirim dedim. Gelirken doktora tezimi de getirmemi istedi. O gün derste neler anlattığımı hiç hatırlamıyorum. Fakat dersten sonra, hocanın kürsüde asistanlık kadrosunun olmadığını ve bu nedenle de şimdilik ücretsiz çalışmam gerektiğini söylediğini iyi anımsıyorum. Ama bu benim için sorun değildi ve ben haftada iki gün Fakülteye gitmeye başladım. Asistan olarak tayinim 31 Mart 1961 de yapıldı. Profesör Hart’ın benim asistanlık kadromu nasıl sağladığını bugün hala bilmiyorum.

Bölümdeki derslerden ve daha sonra Bölümde yürütülen araştırmalardan söz etmeden önce Prof. Hart’ı iyi tanımamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümünün temelinde, Hocanın kişiliğinin ve antropoloji bilim dalını nasıl gördüğünün izleri vardır.

Avusturalya'da 1905 Yılında doğan C.W.M. Hart ,1953 yılında Amerikan vatandaşlığına geçmiş, Sydney, Chicago ve Londra üniversitelerinde eğitim görmüş, İngiltere’de Radcliffe-Brown'ın öğrencisi olmuş ve onun yönetiminde doktorasını yapmıştır. Daha sonra London School of Economics’de , Toronto ve Wisconsin Üniversitelerinde antropoloji dersleri veren Dr. Hart bir süre Society for Applied Anthropology’nin başkanlığını yapmış ve 1949 -1952 yılları arasında American Anthropologist'in editörlüğünü yürütmüştür. Kuzey Avusturalya Tiwi'leriyle ilgili makaleleri ve "The Tiwi Of North Australia" adlı bir kitabı ve Kanada'da çeşitli endüstri toplumlarının sosyal organizasyonlarıyla ilgili alan çalışmaları vardır.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sosyal Antropoloji Kürsüsünde, 1959 yılının olasılıkla Aralık ayında ders vermeye başlamış olmasına karşın Dr. Hart’ın, Üniversite ile sözleşmesi, 3.8.1960 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararıyla kesinleşmiştir. İlk olarak üç yıllık bir süre için yapılan sözleşme daha sonra iki defa yenilenmiştir. Eşinin ve kendisinin sağlığının bozulmuş olması nedeniyle Profesör Hart, 1969 yılının son baharında ülkemizden ayrılmaya karar vermiş ve hava alanında, kalabalık bir öğrenci gurubuyla uğurlanmıştır.

Dr. Hart'ı son olarak Chicago 'da 1973 Eylülünde yapılan IX. Antropoloji Kongresinde gördüm. Beni, Kongre Başkanı Sol Tax'a "Türkiye’deki sağ kolum" diye tanıştırdı. Sağlığı iyi görünmüyordu. Eşini kaybetmiş olması belli ki onu çok yıprandırmıştı. Tekrar İstanbul’a gelir misiniz diye sordum, "Gelirim, ama çok işe yaramam" dedi ve 1976 yılında son asistanından aldığım bir mektupla ölüm haberi geldi.

Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü Dergisi’nin 1971 yılında yayımladığı ilk sayısında, Profesör Hart’ın, Edebiyat Fakültesinde verdiği "İlk Ders" yayımlandı. Dr. Hart’ın burada belirttiği gibi, "Antropoloji ne felsefe, ne psikoloji ne de sosyolojiyle aynı şeydir. Bütün bu bilim dallarıyla yakın ilişkisi vardır ve her birine bir katkıda bulunabilir." Ancak şu husus belirtilmelidir ki sosyal bilimlerde <konu> bölünmesi yoktur. Psikoloji, sosyoloji, antropoloji, ekonomi, tarih, felsefe gibi bilimler aynı fenomeni, yani insan davranışını incelerler. Aralarındaki farklar konuyu ele alış noktalarının değişik olmasıdır. Bir futbol maçını ele alalım: Ortada bir takım oyuncular oyunlarını sürdürürler; tribünlerde ise çeşitli seyirci gurupları vardır ve bunlar birbirlerinden ayrı yerler de, bölümlerde otururlar ve oyunu ancak oturdukları yerin görüş açısından seyrederler. Bu yüzden de her gurup oturduğu yere göre oyunu daha değişik bir biçimde görür. İşte sosyal bilimlerde de böyle olmaktadır. Ortada insan davranışı süregelir. Bu davranışsa bazen psikolojik, bazen ekonomik bazen de antropolojik davranış olarak bir takım kısımlara ayrılmamıştır. Her zaman ve yalnızca davranıştır; insanlar içlerinden geldiği gibi hareket ederler istedikleri ya da zorunlu oldukları şeyleri yaparlar. Oyuncuları seyreden ve gördükleri hareketleri anlamaya çalışanlarda ait oldukları yere göre kendilerine ayrılmış koltuklarda oturanlarda sosyal bilim adamlarıdır. Hiç biri ortada olup bitenleri kesin olarak bilmez ama hepsi de biliyormuşçasına konuşurlar. Oyunlar hakkında her biri eve kendi gördüğü oyunun gerçekten oynanan oyun olduğuna ve kendisininkinden başka görüşlerin yanlış, ya da yetersiz olduğuna inanmış olarak döner.

İnsan davranışını anlama oyununda kimin nereye oturduğunu anlatmak için zamanımız oldukça dar, onun için üç noktayı, kabaca da olsa, belirtmekle yetinelim. Bir uçta, yalnızca sezgilerine önem veren ozan ve sanatçılar, karşı uçta da tüm insan davranışının fiziksel yapı ve kimyasal bileşimle belirlendiğine inanan fizyolog ve biyokimyacılar yer alır. Yukarda, göklerde bir yerde de «davranışlar alanının» üzerine balonlarla sarkıtılmış olarak düşünebileceğimiz felsefeciler vardır. Bunlar bazen o kadar yükseklerdedirler ki oyuncuları göremezler bile. Uçlardan birini ozanlar ve sanatçıların, diğerini fizyologların üçüncüsünü de göklerdeki felsefecilerin tuttuğu bu üç buutlu alanda psikologlar, antropologlar iktisatçılar ve tarihçilerin belirli yerleri vardır. Size en iyi koltukların hangileri olduğunu söyleyecek değilim, böyle bir şey çok cüretkar bir davranış olurdu. Yalnız benim her zaman antropologlara ayrılmış olan koltuklarda oturduğumu söylemek isterim.

Profesör Hart’ın dokuz yıl boyunca çevirdiğim derslerinden, seminerlerinden ve bölümde yürütülen araştırma faaliyetlerinden, Antropolojinin gelişim hikayesini öğrendik. Bu gelişmeyi en yetkin biçimde izleyebildiğimiz makalesi ise 1957 yılında Howard Becker ve Alvin Boskoff 'un düzenlediği " Modern Sociological Theory" adlı kitapdeki "Cultural Anthropology and Sociology" adlı yazısıdır. Dr.Hart bu makalesinde İngiltere’de, özellikle ABD de, 1. Dünya Savaşından sonra izlenen, Antropolojinin gelişim hikayesini ve bu gelişmeyi etkileyen değişik kuramsal akımları özetlemiştir. Hart' a göre 1948’lere kadar antropolojide saptanan gelişimin ve değişimin önemli bir bölümü fiziksel antropoloji ve arkeoloji alanında görülmüş sosyal içerikli antropoloji olarak nitelenen sosyal antropoloji ya da kültürel antropolojide büyük değişmeler saptanmamıştır. Şöyle ki, son yıllarda yayımlanan üç önemli kitap, Linton'un "Tree of Culture", Coon'nun "Story of Man " ve Howells'in "Back of History" adlı kitapları, yıllar önce yayımlanmış olan Ronald B. Dixon’un, Kroeber'in ve Alman etnologların kitaplarından hiç farklı olmayıp, hepsi dünya kültür tarihi ile ilgili yayınlardır. Sözü edilen yukardaki bu üç kitabı, 1928 de yayımlanan Dixon'un "Building of Cultures" adlı kitabı ile karşılaştırırsak görürüz ki ne teoride ne ilgilenilen problemde ne de zihinsel işleyiş de hiç farkları yoktur. Hepsinin ilgi alanı doğrudan doğruya geçmişte ne olduğudur. Özellikle yazının icadından önceki devirlerde ve bölgelerde, tarihi yeniden inşa etmek, temel kaygılarıdır. Bu tutum, Kroeber'in ABD de kültürel antropolojiye hakim olduğu devrede iyice duyumsanır. Çünkü Kroeber için kültürel antropoloji, kültür tarihinden başka bir şey değildir.

(A.L.Kroeber, Anthropology (New York, 1923 and New York,1948);R.B.Dixon,The Building of Cu/tures(New York,1928);C.S.Coon, The Story of Man(New York,1954); W.W.Howells,Back of History (New York,1954);Ralph Linton, The Tree of CWtures(New York, 1955))

1926 ile 1936 yılları arasında Amerika’da antropoloji alanında, kültür tarihi tipindeki çalışmalardan hoşnutsuzluk işaretleri görülmeye başlamıştı. Ancak, "tarihin yeniden inşası tipindeki çalışmanın yerine ne konulacağıda pek belli değildi. İşte bu sıralarda Boas’ın etkisiyle, Amerikan yerlilerinin kültür tarihini alanda incelemek, Wissler ve Kroeber'in ilgi alanı oldu ve Amerikan yerlileri ile ilgili pek çok çalışma bu sıralarda yapıldı. 1927-1928 lerde ise Amerikan antropologları bir taraftan psikoloji ağrlıklı makaleler yazarken öte taraftan kültür tarihi tipindeki çalışmaları kısmen terk ettiler ve Herskovits Afrika’ya, Mead ise Samoa'ya kültür tarihi ile hiç ilgisi olmayan araştırmalara yöneldiler. 1930 larda kültür tarihi tipindeki çalışmalara asıl tepki, bir İngiliz antropologu olan Radcliffe-Brown’dan geldi. Chicago Üniversitesine davet edilen Radcliffe-Brown genel olarak kültür tarihi tipindeki çalışmalara ve özellikle Amerikan kültür tarihi çalışmalarına şiddetle karşı çıkarak, antropolojide önemli bir ekolün, strüktürel-fonksiyonel akımın kurucusu ve savunucusu oldu. 1926 ile 1936 yılları arasında kalan bu önemli devrede Amerikan antropolojisinde üç önemli ilgi alanı saptanabilir: Boas-Wissler-Kroeber geleneğini izleyen kültür-tarih tipindeki çalışma alanı; Radcliffe-Brown'ı izleyen ve Chicago Üniversitesince savunulan fonksiyonalizm; ve kültür-kişilik ilişkisi alanı. Bu üç ilgi alanı içinde yapılan tüm çalışmalarda aranan iki temel özellik vardır ki bu özellikler, sosyal bilimler içinde antropolojiye farklı bir yer sağlar; bunlardan ilki mutlaka alanda çalışma zorunluluğu, ikincisi ise doğa-tarihi geleneği. Yukarıda belirtilen üç alanla ilgili herhangi bir çalışmada, yapılması gereken mutlaka "alana çıkmak" ve inceleme yapılan "kültürü betimlemek"tir. Antropolojinin diğer sosyal bilimlerden örneğin sosyolojiden önemli farkı, temelindeki "doğa bilimleri" geleneğidir. Nasıl ki botanik, zooloji ya da jeoloji dünyanın her yerinde varolan bitkilerin, hayvanların ya da doğal formasyonların betimlemesini yapıyorsa, antropologun da profesyonel sorumluluğu, incelediği gurubun tüm yaşama düzenini yani kültürünü betimlemektir. Yukarda belirlenen üç ana ilgi alanıyla bağlantılı olarak, hangi konu incelenirse incelensin, "alanda çalışmak' ve incelenen özel konu ne olursa olsun, konu ile ilgili " kültürü en yetkin biçimde betimlemek" kültürel ya da sosyal antropolojinin ayrılmaz parçasıdır.

Kuşkusuz zaman içinde çeşitli ara durumlar ve çalışma alanında gelişmeler olmuştur: Margaret Mead bazı çalışmalarında psikolojik bulguları fonksiyonel analizlerle tamamlamış, Linton yaşamı süresince yukarda sözü edilen üç ilgi alanı içinde gidip gelmiş, Murdock Social Structure adlı eserinde üç alanı da ilgilendirebilen konulara değinmiştir.

II. Dünya Savaşı’nın ve savaş sonrası baskıların antropolojiye etkisi ilginç oldu ve bazı çevreler bu bilim dalının, uygulamalı bir disiplin olması gerektiğini, savundular. Bu fikirler "Society for Applied Anthropology" (S.A.A.)nin kuruluşunu sağladı. Dernek hızla büyüdü ve gelişti de; fakat antropolojinin hangi alanlara ve sorunlara uygulanacağı konusu belirlenemedi. Ancak üyelerin hemen hepsi antropolojinin daha "pratik" ve "her hangi bir şeyi gerçekleştirmede daha faydalı" olması gerektiğini savundular. Bu antropologların büyük bir bölümü usta araştırıcılar da olduğu için, kendi ilgilendikleri konularda, pek çok yararlı araştırma yaptılarsa da bu çalışmaların teorik antropolojiyi etkilediği söylenemez.

S.A.A. üyesi antropologların önemli bir özelliği de kabul edilmiş (yürürlükte olan) antropolojik kültür kavramını şiddetle eleştirmeleridir. Bu antropologlar yaşayan insanı (halkları) inceledikleri için ve de tüm uygulama sorunları ortak özelliklere sahip olduğundan, Kroeber, Boas, Linton ve diğerleri tarafından geliştirilmiş "kültür" kavramını ve tanımını çok mekanik ve kişisellikten uzak bulmuşlar ve uygulama alanında faydalı görmemişlerdi. Söz edilen kültür kavramına karşı duyulan bu güçlü doyumsuzluğun doğuş nedeni ise, insan davranışının karşılıklı etkileşim sonucu yapılandığı duygusuydu. Başka bir deyişle, tek tek bireyler arası etkileşimden ziyade, insanlar arasındaki karşılıklı etkileşim nedeniyle, ya da kültürlerarası etkileşim sebebiyle, insan davranışı yapılanır, inancındaydılar. Bu yapılanma ise psikolojik olmayıp bir durumla ilgilidir. Bu sonuç onları Radcliffe-Brown ve İngiliz fonksiyonalistlerin sosyolojik anlayışına doğru yöneltti. Homans'ın “The Human Group" (New York,1950) Whyte'ın "Street Corner Society" (Chicago,1943) adlı çalışmaları bu eğilimi yansıtan örneklerdir. Bu araştırmalarda görüldüğü gibi "kültürel" ve "sosyal" ayırımının pek de anlamı kalmamıştı.

Alan çalışmalarının bu yeni gelişimi antropoloji teorilerini önemli biçimde etkiledi. İlk olarak, antropologların geleneksel inceleme konuları olan ilkellerden yavaş yavaş uzaklaşılıp "az gelişmiş bölgelere" doğru kaymalarına neden oldu. Bu bölgeler ise daha sofistike daha karmaşık kültür yapılarına sahipti. Böylece antropolojik alan çalışmaları "kabile" çalışmaları ya da ilkel gruplar incelemeleri olmaktan göreceli olarak uzaklaştı. Buna koşut olarak "köy araştırmaları" "köy kültürü" çalışmaları devreye girdi. Redfield'in Folk-Urban continuum (Kırsal -kentsel devamlılık) teorisi, Oscar Lewis ve diğerlerinin "köylü kültürleri" tipindeki çalışmaları yaygınlaştı. Bu yeni araştırma alanının antropolojiye ne kazandırdığı tartışılabilir, ancak "sosyal ve kültürel yapı" kavramı üzerindeki teorik düşünce yapısını önemli biçimde etkilediği ve değiştirdiği de bir gerçektir.

Az gelişmiş ülkelerde ve köy toplumlarında yapılan alan çalışmaları kuşkusuz antropolojik teorilere yeni boyutlar da kazandırdı. Ancak bu yeni alan çalışmaları ile antropologlar, ekonomistlerle, siyasal bilimcilerle ve sosyologlarla aynı alanları paylaşmak zorunda kaldılar ve statik kültür teorisi anlayışından "sosyal ve kültürel değişimler" süreci alanına yöneldiler. Bu alan ise, antropoloji literatüründe ayrıntılı ve en bol "case-studies" (örnek vak'a) çalışmalarının bulunduğu ve yapıldığı alandı ve antropologlar bu alanın ustalarıydılar.
Profesör Hart’ın ABD’de antropolojinin gelişim hikâyesini anlatan bu ilginç makalesi, antropoloji alanındaki yeni akımları 1957 yıllarına kadar izlemiştir. Bizim için önemli olan Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü kurulurken bölümün temeline konan yapı taşlarıdır. Yazısının son bölümünde vurgulanan önemli bazı noktalar, bu yapı taşlarına işaret etmektedir. Bunların ilki Tylor'dan beri araştırılan, sosyal ve kültürel çeşitliliğin saptanmasıdır. Buna ek olarak, evrensel bir sorun olan gurup içinde yaşama sorununun, sonsuz bir çeşitlilikle değişik toplumlarda nasıl halledilmiş olduğunun, antropologlarca belirlenmesidir. Doğa bilimcisi olarak hareket eden antropologlar, hoşgörülü bir alçak gönüllülükle ön yargılara sapmadan, bu çeşitliliği saptamayla yetinirler. Bunu gerçekleştirebilmek için ilgilendikleri temel konulardan biri, alandaki gözlemlerini en yetkin bir biçimde nasıl geliştirebilirler, sorunudur.
Antropologların ısrarla üzerinde durdukları ikinci önemli konu ise, alanda çalıştıkları sırada, "gözlemlediğim bu insanlar neden bu yaptıkları hareketleri yapıyorlar?" sorusuna en güvenilir, en yetkin yanıtı verebilmektir.
1957 yılında yazılmış olan ve kısaca özetlediğimiz bu makalede, Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümünün yapı taşlarını, görmek olasıdır. Yıllar önce Bölümün adının ne olması gerektiği konusunu kendisiyle tartışırken, neden sosyal antropoloji ve etnoloji sözcüğünü yeğlediğini şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Dr. Hart için sosyal antropoloji, doğa bilimi olarak, insan davranışını en yetkin biçimde betimlemeğe çalışan bilim dalıdır. Kültürel Antropoloji ya da Etnoloji (değişik ülkelerde değişik anlamda kullanılmıştır) ise kültür tarihidir. Dr. Hart, bu ikili anlayışın yeni kurulan bölümde temsil edilebileceğine inanmıştır. Yine yukarda özetlediğimiz makalenin son bölümünde belirtildiği gibi alanda çalışan antropologlar, gözlemledikleri insanın neden davrandıkları biçimde
davrandıklarını, en yetkin biçimde anlatabilmelidirler. İster köyde, ister kent de, ister ilkel gruplarda olsun, antropologlar, sosyal bilimlerin yöntemlerini kullanarak, inceleme yaptıkları sorunla ilgili olan verileri toplamalıdırlar. Ancak yeterli, güvenilir ve ayrıntılı veri toplandıktan sonra, incelenen gurup içindeki insan davranışını anlayabilmek olasıdır. Bilimlerin gelişimi de uzun ve düzenli bir gözlem devresi geçirdikten sonra mümkün olabilmiştir. Tylor ve Bastian'dan beri düzenli ve kaliteli antropolojik gözlem sürüp gitmektedir ve devamlı bir biçimde gözlem yolları gelişip yetkinleşmektedir. Profesör Hart'a göre teori vak'alardan doğar ve bir bilim dalı uzun süren bir gözlem ve deneme devresi geçirdikten sonra gözlemlerini bir sisteme oturtabilir. Dr. Hart düzenli bir evrenin varlığına inanır ve biyolojide ne olmuşsa sosyal antropolojide de olacaktır inancındadır. Ona göre bugün henüz bir Linnaeus'umuz ya da Darwin'imiz yoktur, fakat gelişinin çok uzak olmadığını sandığını da söyler.

Prof. Dr. Nephan Saran
(17.02.1924 - 29.11.2008)

Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü, yukarda kısaca açıkladığımız temel taşları üzerine oturtulmuştur ve ilk olarak 1961 yılında yirmi öğrenci alarak eğitime başlar. "İnsanın İncelenmesi" olarak kabul edilen Antropoloji Bölümünde dönüşümlü olarak, fiziksel antropoloji, sosyal antropoloji, sosyal değişmeler, kültür değişmeleri, istatistik ve araştırma yöntemleri adında teorik dersler verilmeye başlanır. Bunlara ilave olarak çeşitli araştırma seminerleri de düzenlenir. Benim asistan olarak tayinimden hemen sonra ise Bölümün araştırma serüveni de başlar. Dr. Hart’ın Fakülte ile yaptığı kontratında ilginç bir madde vardır: "Araştırma yapmak ve yaptırmak ve öğrenciye araştırma yöntemlerini öğretmek." Ancak buna karşın Bölümün araştırma için hiç bir parasal olanağı yoktur. Hatta odası bile yoktu. Zaman zaman Hocanın daha sonra da benim, içinde bulunduğumuz 239 no. lu odayı muhafaza edebilmek için uğraş vermemiz gerekti.
Bölümde ilk araştırma 1961-1962 ders yılında "Öğrencinin Üniversite Giriş Sınavında Karşılaştıkları Sorunlar"la ilgili olarak yapıldı. Konuyu öğrenciler seçtiler. Böylece öğrencimizi ilk defa, üniversite ve yüksek okulların birinci sınıfında okuyan bir öğrenci gurubu ile alanda karşı karşıya getirdik. Bu araştırmada öğrencilerimiz örnek seçimi, ön araştırma, soruların hazırlanışı, öğrencilerle görüşme yapılarak hazırlanan sorulara yanıt alınması, toplanan verilerin doğru ve güvenilir olması gibi konularda eğitildiler. Ayrıca toplanan verilerin sayımı ve düzenlenmesi, tablolar haline getirilmesi ve araştırma sonuçlarının bir raporla nasıl yazılması gerektiği, seminerlerde hem öğretildi hem de yaptırıldı. Bütün bunların yanında alanda çalışırken konuşulan öğrencilerin, bu araştırmaya karşı tutum ve davranışlarının gözlenmesi ve bu gözlemlerin yazıya dökülmesi, denemeleri de yapıldı. Bu ilk alan çalışması oldukça başarılıydı. İkinci araştırma İstanbul Emniyet Müdürlüğünün kurmaya çalıştığı çocuk bürosunda, polisle ilişkisi olan 18 yaşından küçük çocuklarla ilgili olarak başladı. Bölümün pek çok öğrencisi bu büyük araştırmada da çalıştı. Bu araştırmayla yeni kurulan Sosyal Antropoloji Bölümü kırdan-kent'e göç olgusuyla tanıştı ve seminerlerde yapılan demografik analizler, kentlere göç'ün büyüklüğünü ve iç göçlerin, hangi kentlere doğru yöneldiğine de işaret etti. Gerek Seminerlerde yürütülen demografik analizler gerekse Emniyet Müdürlüğünün yeni kurulan çocuk bürosunda yapılan araştırma, kırdan-kent'e göç olgusunun toplumun bütününü nasıl etkilediğini gösteren çalışmalar oldu.

1962-1963 ders yılında bölümde verilen demografi dersleri ve seminerlerinde yürütülen nüfus analizleri, ülkede hızlı bir nüfus artışı ve yoğun bir göç olgusu saptamış ve büyük kentlere göç edenlerin mesken gereksinmelerini, kentlerin varoşlarında "gecekondu" denilen kaçak yapılarla karşılamağa çalıştıkları, öğrenilmişti. Özellikle kırsal bölgelerden kentlere doğru yönelen göçün İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde yoğunlaştığı ve bu nedenle de "gecekondu" denilen yapılaşmanın kentlerde, özellikle İstanbul’da başladığı ve hızla arttığı öğrenilmişti. İşte bu olgu, yeni kurulan Bölümün araştırma alanını belirledi ve öğrencimize, sosyal bir araştırmanın antropolojik alan çalışmasıyla (katılarak gözlem) nasıl yapılabileceğinin, uygulamalı olarak, örneğini vermek olanağı doğdu.

1962 yılı seminer çalışmalarının büyük bir bölümünde, öğrenciye göçle ilgili bir alan araştırmasının nasıl yapılacağının teorik bilgisi verildi. Ayrıca İstanbul gecekondularının bir kısmı dolaşılıp hangi bölgede araştırma yapılmasının uygun olacağı saptandı. Bu bölge, çeşitli nedenlerden dolayı, Zeytinburnu olarak belirlendi ve Zeytinburnu hakkında ön araştırma başlatıldı. Bir taraftan bölgeyle ilgili bilgiyi yaşayanlardan derlemeğe çalışırken bir taraftan da Zeytinburnu hakkındaki bilgiyi resmi makamlardan örneğin belediyeden almağa çalışıyorduk. Bu çaba yolumuzu İmar ve İskan Bakanlığına kadar uzattı. O yıllarda hiçbir resmi makamın, gecekondular ve buralarda yaşayanlar hakkında, bilgisi yoktu ve İmar ve İskan Bakanlığındaki yetkililer bu bölgelerde yapılacak ciddi bir araştırmayla ilgilenebileceklerini bildirdiler. Bu sırada mutlu bir rastlantı bizi, Ticaret ve Sanayi Odası reisi ile karşılaştırdı ve onların parasal desteği ile 1962 Haziran ayında Zeytinburnu gecekondu araştırmaları başladı. Zeytinburnu Araştırması, ülkemizde bu konuda yapılan, ilk büyük ve güvenilir araştırmadır. Bu araştırmada çalışma olanağı bulan öğrenciler, bir sosyal araştırmanın başından sonuna kadar, nasıl yapıldığını ve sonuçlandırıldığını izleme olanağı buldukları gibi, pek çoğu Fakülteyi bitirme tezlerini Zeytinburnu’nda yaparak, bölgede çeşitli konuları kapsayan pek çok takip araştırmasını da yürüttüler.

Zeytinburnu Araştırması, bir taraftan kırsal-kentsel göçün nedenlerine açıklık getirirken, öte yandan göç nedeniyle değişen aile yapısına, çalışma biçimlerinin değişmesine, kente gelenlerin hangi işlerde çalışma olanağı bulduğuna, eğitim olanaklarına ve ekonomik durumlarına vbg. önemli konular hakkında bol veri toplamamıza ve "kent 'in bir yarısına, diğer yarısının nasıl yaşadığını göstermeğe katkı sağlamıştı.

1963 yılının yaz ayları gene alanda bir başka gecekondu bölgesinde geçti. Gültepe-Harmantepe, Ortabayır, Yahya Kemal ve Çağlayan gecekondularının bütün evlerinde görüşme yapıldı. O tarihte bölgede çok yoğun bir nüfus yaşamadığından tüm mahalle sakinleriyle konuşulmuştu. Ev sahibi ve kiracı olarak 3463 aile ile görüşülmüştü. Çağlayan hariç, bölge nüfusu 16215 olarak saptanmıştı. Bu bölge ile Zeytinburnu bölgesi arasında gerek arazi gerekse binaların yapılış biçimi bakımından büyük fark vardı. Bu araştırmayı İmar ve İskân Bakanlığı destekledi. Zeytinburnu ve Gültepe, Çağlayan bölgesinde elde edilen verilerin dökümü, tasnifi, tablolar halinde düzenlenmesi 1965 yılına kadar sürdü. Çünkü hemen her şey elle yapıldı. Bölümde sadece bir fasit hesap makinesi olduğundan çeşitli guruplar halinde çalışan öğrencilere bu makineyi kullanma sırası gelmiyordu. Gültepe ve Çağlayan bölge çalışmaları Ağustos ayının sonuna doğru tamamlandı. Ara ara araştırma bölgesine gidip ek bilgi toplayan öğrenci gurupları dışında bölgede bizlerden kimse kalmadı.

Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü, gecekondu araştırmalarıyla öğrencilerine , bir sosyal araştırmanın bütün safhalarını uygulamalı olarak öğretme fırsatını buldu. Bütün bir eğitim yılı ve yaz ayları dahil öğrenci, alanda gecekondu yaşamına katılarak gözlem yapmayı, gecekondu sakinleri ile görüşerek en gizli konularda bile bilgi alabilmeyi, toplanan bilginin sayımını ve tablolar halinde düzenlenmesini ve bir araştırma gurubu olarak birlikte çalışabilmeyi öğrendiler. (Araştırma yapılan her bölgede bir merkezimiz vardı ve bazı öğrenciler geceleri de burada kalırlardı.)

Yukarda belirtildiği gibi , Antropoloji bilim dalında son yıllarda izlenen gelişmelere koşut olarak, Bölümdeki eğitim düzenlendi ve "gelişmekte olan ülkelerin karmaşık kültür" dokularını incelemek hedeflendi. Bu nedenle görkemli bir geleneğe ve karmaşık bir kültüre sahip olan Türk toplumunda, son yıllarda yaşanan kentleşme ve göç olgusunu incelemek Bölümün kuruluş politikasına da uygundu. Öte yandan kırdan-kente yoğun göç nedeniyle yaşanan gecekondulaşma, toplumun geleneksel kültür dokusunu da etkilemiş olduğundan, " kültür değişmeleri " konusu da çalışma alanı içine katılmış oluyordu.
1965 yılında Zeytinburnu’nda 160 aileyi kapsayan yeni bir araştırma başlatıldı. Bu bütün bir Ortadoğuda bu arada Türkiye’de, yapılan büyük bir araştırmanın İstanbul parçasıydı. Ünlü bir ekonomist olan E. Palmır'ın "Agriculture in Turkey " adlı kitabında .yer aldı. Araştırma Türkiye koşullarına göre ayarlandı ve sorular İstanbul’da herhangi bir gecekondu koşullarında uygulanabilecek duruma getirildi. 160 aile hemen her gün ziyaret edildi ve alman her türlü gıda malzemesi kaydedildi. Alınan bu malzemenin nereden alındığı, ne miktar alındığı ve kaç para ödendiği, alış verişin nereden yapıldığı, bakkaldan ya da pazardan nelerin alındığı hatta çocuklara sokak satıcılarından alınan şeyler dahi kaydedildi. Ayrıca her öğünde evde olanların ne yedikleri ve işe gidenlerin evden neler götürdükleri de saptandı. Böylece Zeytinburnu ailelerinin gıdaya sarfettikleri para ve evlerinde kullanılan malzemenin ne olduğu, sebzeye ve meyveye sarfedilen paranın miktarı ve bütün bunların satın alındığı yer belirlendi. Bu araştırmayla Zeytinburnu ailelerinin mutfak kültürü saptanmaya çalışıldı. Daha sonra, araştırmada toplanan veriler bir öğrencimiz tarafından, Bölümün kontrolünde, bitirme tezi olarak analiz edilip sonuçlandırıldı.

1968 yılına kadar Zeytinburnu, Gültepe-Çağlayan gecekondu bölgelerinde, Bölümün yönetiminde, öğrencinin üniversiteyi bitirme tez çalışmaları yoluyla, takip araştırmaları da yürütüldü . Bu çalışmalarla bölgedeki değişmeleri, gecekondu sakinlerinin memleketle ilişkilerini, aile yapılarını, bölgeyi terk etmeyi isteyip istemediklerini, vbg.. vakıaları da saptama olanağı bulduk.

Bölümde verilen teorik derslerin ve gecekondu araştırmalarının yanında, alanda başarılı olan bazı öğrencilerimizi, Üniversiteyi bitirme tezi olarak, köy araştırmalarına doğru yönlendirdik. Bu çalışmalar arasında olağan üstü yetkin köy araştırmaları vardır. Bölümde yapılan tez çalışmalarının bir kısmı, Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Dergisinin 3. sayısında, Dr. Taylan Akkayan tarafından sistemli bir biçimde analiz edilerek yayınlanmıştır.

Dr. Serap Ertüzün
23.10.1941 - 21 07 1972)

1968 yılında Bölümün ikinci asistanı Serap Ertüzün doktora çalışmasını tamamladı. Ne yazık ki bu değerli meslektaşımızı, bir kaç yıl sonra, bir trafik kazasında yitirdik. 1969 yılı, Profesör Dr. C.W.M. Hart’ın ülkemizden ayrıldığı ve Zeytinburnu araştırmasının "Zeytinburnu:Gecekondu Bölgesi" adıyla İstanbul Ticaret Odası tarafından yayınlandığı yıl oldu. Ayrıca çeşitli konferanslarda ve konut seminerlerinde, yoğun göç alan kente gelen köylülerin, sosyal ve kültürel yapılarının nasıl değiştiğini betimleyen söyleşiler de düzenlendi.

Profesör Hart giderken, itiraf etmeliyim ki son derece üzgün ve endişeliydim. Kendisine, tek başıma Bölümü nasıl yöneteceğimi ve bu konuda bana ne önerebileceğini sormuştum. Verdiği yanıtı halâ hatırlıyorum: "Öğrenciye yararlı olduğuna inandığın ve Bölüm için doğru olduğuna karar vereceğin biçimde yönet" demişti. İyi ve doğru olduğuna inandığım yol ise öğrenciye sosyal araştırma yollarını uygulama yaptırarak öğretmekti ve alan araştırmaları sürdürüldü.

1971 yılında INTERMET'in parasal desteği ile yeniden Zeytinburnu ve Gültepe bölgelerine gittik. Bu kez amaç, dünyanın önemli metropollerinde yapılan bir araştırmanın İstanbul gecekondularındaki kırsal-kentsel göçle ilgili verilerini toplamaktı. Genelde soruları biz hazırladık ama bu sorular çoğunlukla göçle ilgili sorulardı. INTERMET'in bu araştırması Bandung, Caracas, İbadan, İstanbul, Kualalumpur, Lima, Manila, Seoul kentlerini kaplamıştı. Araştırma, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi ile birlikte yapıldı. Araştırmanın alan çalışmasını Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü ve öğrencileri yürüttü. Bu çalışma 1971 yılında "Rural-Urban Migrants and Metropolitan Development" adıyla A.Laquin tarafından editörlüğü yapılarak yayımlandı.

1968 yılında ilk önce Ankara İlahiyat Fakültesinde başlayan öğrenci hareketleri daha sonra çeşitli fakültelere de yayılmış, İstanbul’da Hukuk Fakültesi, Fen ve Edebiyat Fakülteleri, işgal edilerek boykotlara katılmışlardı. 1968 yılı karmakarışık bir şekilde son buldu. 1969-1970 yılına ise, çeşitli fakültelerde başlayan boykotlarla girildi. Ancak ilk boykotlardaki istekler giderek içerik değiştirmiş, bildiriler belirsiz söylemlere dönüşmüş, Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü öğrencileri de bu hava değişikliğini merak eder olmuşlardı. İşte bu samimi merak, bizi yeni bir araştırmaya başlayabileceğimizin, işaretini verdi. Yeni araştırma, İstanbul kentindeki yüksek öğrenim gençliğinin eğitim sorunlarını ve sosyo-kültürel yapısını saptamak ve öğrenci huzursuzluğunu teorik bir temele oturtarak açıklamasını yapabilmekle ilgili olabilirdi. Bu maceralı bir araştırma oldu. Zaman zaman çeşitli guruplar tarafından durdurulmak istendi ve sonuçta 1975 yılında "Üniversite Gençliği" adıyla tarafımdan yazılarak Edebiyat Fakültesince yayımlandı.

1972-1973 Eğitim yılında ve yaz aylarında, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından yaptırılan Osmaniye Sosyal Meskenler araştırmasını başlattık. Bu araştırma bize sosyal meskenlerle gecekondu bölgelerini mukayese etme olanağını verdi ve bu araştırmayla onbir öğrenci üniversite bitirme tezlerini tamamladılar. Araştırmayı Edebiyat Fakültesi finanse etti. Bu arada Bölümün asistanı Taylan Akkayan, Kastamonu’nun iki köyü ile ilgili araştırmasını tamamlayarak doktora çalışmasını bitirdi. Bu araştırmayla köyden başlayan göçü Kent'e kadar izleme olanağımız doğdu.

1975-1976 yılları International Development Research Center (IDRC)'in desteklediği ve Teknik Üniversite, Mimarlık Fakültesi ile birlikte yürütülen, İstanbul kent trafiği ile ilgili olarak yapılan araştırmanın, dolmuş ve taksi şoförleriyle ilgili olan çalışmasını yürüttüğümüz yıllar oldu. Bu zor bir alan çalışmasıydı. Çünkü görüşülenler son derece mobil bir guruptu. Fakat, yılların alanda çalışma deneyimi bizlere çok şey öğretmişti ve bu araştırma sonuçları oniki tez çalışmasında toplandı. Bu araştırmayla İstanbul kentine göç edenlerle İstanbullu olan bir gurubun yaşama biçimini karşılaştırma olanağını bulduk. Bu araştırma İbrahim Şanlı tarafından "Dolmuş-Minibüs System in İstanbul" adıyla yayınladı.

1980-1981 yıllarında, alanda çalışma olanakları kısıtlandığından, Bölümün çalışmaları demografik analizlerde yoğunlaştı.

1982-1983 ders yılının yaz aylarında Doç. Dr. Taylan Akkayan’ın gayretiyle Bölüm öğrencilerini yeniden alana çıkarmak olanağı doğdu. Söğüt'te yapılan çalışma "Ertuğrul Gaziden Bugüne Söğüt " adıyla yayınlandı.


Prof. Dr. Taylan AKKAYAN
(1945)


1983’de Taylan Akkayan’ın doçentlik tezi olarak hazırladığı OSMANELİ: DEĞİŞEN BİR ANADOLU KASABASI adlı çalışması tamamlandı ve çeşitli olanaksızlıklar nedeniyle ancak 1990 yılında Edebiyat Fakültesi tarafından yayımlandı. Ülkemizde kasaba çalışmalarının sayılarının azlığı nedeniyle bu araştırma önemli bir alan çalışmasıydı.

1985 -1987 yılları ise Milli Eğitim ve Gençlik ve Spor Bakanlığının desteklediği çalışan gençliğin işbaşında eğitimi, çıraklık, kalfalık, mesleğe yönelme sorunlarıyla ilgili bir alan araştırmasıydı. Bakanlık bu çalışmayı 1988 yılında ÇALIŞAN GENÇLİĞİN İŞBAŞINDA EĞİTİMİ: ÇIRAKLIK,KALFALIK, MESLEĞE YÖNELME SORUNLARI adıyla yayımladı.




Prof. Dr. Yüksel KIRIMLI

1965


Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümünde verilen teorik derslere ve seminerlere ilaveler de yapıldı. Kent Antropolojisi, sanayi toplumları, kültür-kişilik ilişkileri, kırsal bölgeler ve etnoğrafik filim seminerleri gibi. Ayrıca 1987 yılına kadar Bölüm, "Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Dergisi" adında bir dergi de yayımladı. Ancak dördüncü sayısı çıkarılabilen bu dergi, YÖK'ün üniversitelerdeki dergi yayınlama kuralını değiştirdiğinden sürdürülemedi.

1987 yılında tamamlanan çalışan gençliğin işbaşında eğitimi ile ilgili son araştırmadan sonra, Bölümün artan yüküne sağlığımın dayanamayacağını duyumsadığımdan, Antropoloji Bölümünün anahtarını öğrencim, asistanım, doçentim ve meslekdaşım Profesör Dr. Taylan Akkayan'a teslim ettim. Bu tarihten sonra da araştırmaların sürdürüldüğünü biliyorum.

Prof. Dr. Nephan Saran

YÖK'ün üniversitelere daha fazla öğrenci alma politikası nedeniyle 1982’lerden sonra, öğretim elemanı sayısı bakımından küçük bir bölüm olmasına karşın, Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü her yıl 45-50 öğrenci almak zorunda kalmış , buna rağmen öğrenciyi alanda yetiştirebilmek amacıyla Bölüm, gurup çalışmaları yöntemine başvurmuştur. Bu yöntemle büyük guruplar halinde alana çıkan öğrenciler gene de tezlerini ayrı ayrı yapmışlar ve her biri konunun ayrılabilen bir parçasını bölüme tez konusu olarak vermişlerdir. Bu tür çalışmalardan biri 1987 yılında başlatılmış ve kaybolan el sanatlarıyla ilgilenen bölüm, yorgancılarla ilgili bir araştırma yürütmüştür. Bu çalışma başarılı olmuş ve yirmi öğrencimiz bitirme tezlerini bu araştırmayla tamamlamışlardır. 1988 yılında da sürdürülen gurup çalışmaları, araştırmanın mutlaka alanda yapılarak, güvenilir veri toplama yönteminin, bölümün temeline ne denli yerleştiğinin kanıtıdır. Aşağıdaki liste bu çalışmaları yıllara dayanarak kısaca özetler.

1988 yılı İstanbul’un tüm kazalarında muhtarlarla yapılan bir araştırmanın başladığı ve bitirildiği yıldır. Çalışmanın bir kısmı gazetede yayınlanmıştır ve bu araştırma 49 tez çalışmasında toplanmıştır.

1989 yılında mukayeseli bir çalışma yapabilmek amacıyla meslek liselerinde, otomotor ve torna-tesviye bölümlerinde okuyan son sınıf öğrencileri ile ilgili bir çalışma başlatılmış ve bu araştırma ile 32 öğrenci alan araştırmalarını tamamlayarak mezun olmuşlardır.
1990 yılında Zeytinburnu'nda bir takip araştırması yapılmış ve eskiden görüşme yapılan ailelerin bir kısmı ile yeniden görüşülmüş ve özellikle değişen akrabalık ilişkileri saptanmaya çalışılmıştır. Bu araştırmanın sonuçları 20 mezuniyet tezinde toplanmıştır.

1991 yılında ise evvelce yapılan bir öğrenci araştırmasıyla karşılaştırma yapabilmek amacıyla İTÜ’de ve Yıldız Teknik’te Makine mühendisleri bölümlerinde bir öğrenci araştırması yürütülmüş ve bu çalışmalar 13 mezuniyet tezinde toplanmıştır.

1992 yılı keyifli bir araştırma yılı olmuş ve Beşiktaş bölgesinin büyük bir kısmı kaplanarak İstanbul’da yaşayan ailelerin yemek yeme adetleri ve mutfak kültürleri saptanmıştır. Bu araştırmayla 25 öğrenci tez çalışmalarını tamamlamışlardır.

1993 yılında İstanbul’un Üsküdar ve Kadıköy bölgelerinde, bazı gecekondu semtleri dahil, konuk karşılama ve konuğa ikram örf ve adetleri saptanmağa çalışılmış ve çeşitli aile tiplerine göre bu kültürün nasıl değiştiği saptanmıştır. Bu alan çalışmasında 25 öğrenci çalışmış ve bitirme tezlerini bu çalışmayla tamamlamışlardır.

1994 yılı zorlu bir çalışmanın başlatıldığı yıldır. Kadıköy’de ve bölgenin bazı gecekondu semtleri dahil, kapsamı geniş bir sağlık araştırmasının, bir bakıma sağlık taramasının yapıldığı yıldır. Aile reisleriyle ve ara ara evin hanımı ile de konuşulan bu çalışmada 39 öğrenci alanda en yetkin biçimde yetiştirilmiştir.

1995 yılı uzun süre ihmal edilen demografik çalışmalar yeniden başlatılmış ve ülke nüfusu çeşitli açılardan analiz edilerek 32 öğrencinin bitirme tezleri oluşturulmuştur.

1996 -1999 yılları yepyeni bir projenin planlandığı yıllardır. Bu yıllarda ülkenin değişik bölgelerinde çok sayıda köy araştırması yapılmıştır. Batı Anadolu’da ve Trakya bölgesinde 118 köy kaplanmış ve her köye iki öğrenci araştırıcı birlikte gitmişler, aile reisleriyle ve belirli bir düzenle evin kadınlarıyla da görüşmüşlerdir. Toplanan veriler düzenlenip tezler halinde bölüme teslim edilmiştir. Bu araştırmada amaç, şimdilik ülkemizin iki önemli bölgesinin kültür haritasını çıkarma girişimidir.

2000 yılında başlayan ve hala sürdürülen araştırma ise Dünya Bankası tarafından finanse edilen ve 17 Ağustos 1999’da Yalova-Gölcük bölgesini vuran zelzele bölgesine, Dünya Bankasının verdiği kredilerin bölgede kullanılması ve bölge halkının yardımları değerlendirmesiyle ilgili bir araştırmadır.

Görüldüğü gibi, Dr. Hart’ın Sosyal Antropoloji ve Etnoloji bölümünü kurduktan bu yana başlayan alan araştırmaları, kültür değişmeleri çalışmaları, köylerde ve kentlerde sürdürülen kültürel çeşitliliğin saptanması ve çeşitli sosyo-kültürel problemlerin araştırılması, kısaca alanda "insanın incelenmesi" gayretleri, devam etmiştir ve etmektedir. Böylece, hocamız Profesör Hart’ın “Antropologun Pabuçları Çamurlu olmalıdır” sözüne bu güne kadar sadık kaldığımızı söyleyebilirim.


Kaynakça

Akkayan, Taylan, Göç ve Değişme istanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1979
________, ve Aydın, Mehmet Hilmi, Ertuğrul Gaziden Bugüne Söğüt,
istanbul: Yenilik Basımevi, 1983
________, Osmaneli: Değişen bir Anadolu Kasabası
istanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1990


Coon, C.S, The Story of Man, Nevvyork: 1954

Dixon,R.B., The Building of Culture, New York, 1928

Hart, C.W.M., "Cultural Anthropology and Sociology" in Becker, Hovvard and Boskof, Modern Sociological Theory, New York: The Dryden Press. 1957

_______, and Pilling ,Arnold R. The Tiwi of North Australia, New York:
Holt, Rinehart and VVinston, INC., 1960

_______, "Peasents Come to Town : Some Characteristics of istanbul
Gecekondus" istanbul: Ekonomik, Sosyal Etüdler Konferans Heyetinin Tertiplediği Çınar Konferansları 4-24 Ağustos,1963

_______, Mc Even, William, J." Forms and Problems of Validation in Social
Anthropolog" Current Anthropology Vol.4 No. 2 April,1963 S. 170-1 adlı makaleye Hart’ın Yanıtı

_______, " istanbul Gecekondularında Yapılan Araştırmaların İlk
Sonuçları" istanbul: TEKSİF , Konut Semineri, 7- 9 Eylül ,1964

________, Zeytinburnu : Gecekondu Bölgesi, (Çeviri: Nephan Saran)
istanbul: Ticaret Odası Yayınları, 1969

________, "İlk Ders" istanbul: istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Yayınları, Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü Dergisi I, Güz,1971
Homans, G.C., The Human Group, New York: Harcourt, Brace and Co.,1950

Howells, W.W., Back of History, New York: 1954

Kırımlı, Yüksel , Köyde Sosyal Organizasyon ve Sihri Hısımlık İlişkileri(Eltiler), istanbul: Üniversite Basımevi ve Filim Merkezi, 1998

Kroeber, A.L., Anthropology: New York: 1923 - New York: 1948 Levvis, Ocar, Tepoztlan, New York: Holt, Rinehart and Winston, 1960

Linton, Ralph, The Tree of Cultures, New York: Alfred A. Knoph, 1955-1957

Murdock, G.P., Social Structure, New York: The Free Press, 1949

Palmer, Edgar Z., Agriculture in Turkey : Long -Term Projection of Supply and Demand, istanbul : Robert Collage, School of Business Administration and Economics., 1966

Radcliffe-Brown, Method in Social Anthropology, Chicago: The University of Chicago Press, 1958

Redfıeld, Robert, The Folk Culture of Yucatan, Chicago: The University of Chicago Press, 1941

Saran, Nephan , istanbul Şehrinde Polisle İlgisi Olan Onsekiz Yaşından küçük Çocukların Sosyo-Kültürel Özellikleri Hakkında bir Araştırma istanbul: Taş Matbası, 1968

_______," Istanbulda Gecekondu Problemi" Türkiye Coğrafi ve Sosyal
Araştırmalar, istanbul: istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Enstitüsü, 1971

_______," Squatter Settlement(gecekondu) Problems in istanbul"
Turkey: Geografic and Social Perspectives , Leiden: E.J. Brill,1974 (bir önceki makalenin İngilizcesi)
________, Üniversite Gençliği, istanbul: Edebiyat Fakültesi
Matbaası, 1975
________, Köylerimiz, istanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1984

Saran , Nephan ve Akkayan , Taylan , Çalışan^Gençliğin İşbaşında Eğitimi: Çıraklık ,Kalfalık Mesleğe yönelme Sorunları, istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü, T.C. Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

Whyte, William Foote, Sreet Corner Society, Chicago: University of Chicago Press, 1943




*Bu yazının bir bölümü, Antropoloji Derneği BULTENI'nin Aralık 1997 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Resmi yazıların tamamı, Edebiyat Fakültesinin ilgili dosyalarından Prof. Dr. Taylan Akkayan tarafından derlenip bana ulaştırılmıştır...


alıntıdır...

Kaynak:
http://www.baktabul.net/antropoloji/189113-i-u-sosyal-antropoloji-ve-etnoloji-bolumunun-kurulusu-ve-bolumun-temel-politikasi-1-a.html
http://www.baktabul.net/antropoloji/189114-i-u-sosyal-antropoloji-ve-etnoloji-bolumunun-kurulusu-ve-bolumun-temel-politikasi-2-a.html
http://www.istanbul.edu.tr/edebiyat/antropoloji/ogretim_uyesi/index.html

Hiç yorum yok: